Kurşun Sadece Hedefini Vurmaz
Kurşun Sadece Hedefini Vurmaz
Geçtiğimiz akşam Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Felat Bozarslan'ın haber vermesiyle meslektaşımız Mürsel Acay'ın silahlı saldırıya uğradığını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Öncelikle değerli meslektaşıma geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum.
Ancak bu olay yalnızca bir gazetecinin uğradığı saldırı olarak değerlendirilmemelidir. Bu olay, son yıllarda giderek büyüyen bireysel silahlanma sorununun ve şiddet kültürünün toplumda nasıl kök saldığının acı bir göstergesidir.
Bugün Türkiye'nin birçok kentinde olduğu gibi Diyarbakır'da da silahlı saldırı haberleri neredeyse sıradanlaşmaya başladı. Gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında ve sosyal medyada her gün bir kurşun haberi görüyoruz. Bir tartışma silahla bitiyor, bir husumet silahla çözülmeye çalışılıyor, trafikte yaşanan bir öfke anı bile silaha sarılmayla sonuçlanabiliyor.
En acısı ise kurşunun kimi vuracağını seçmemesidir.
Bir sokakta sıkılan mermi yalnızca hedef alınan kişiyi değil; yoldan geçen bir çocuğu, evinin balkonunda oturan bir kadını, işine gitmeye çalışan bir emekçiyi ya da görevini yapan bir gazeteciyi de vurabiliyor. Çünkü silahın olduğu yerde hukuk geri çekiliyor, akıl susuyor ve vicdan yaralanıyor.
Toplum olarak öfkemizi yönetmeyi unutuyor, sorunlarımızı konuşarak çözmek yerine silahla susturmaya çalışıyoruz. Bu anlayış sadece bireyleri değil, toplumun huzurunu da hedef alıyor.
Bireysel Silahlanma Neden Artıyor?
Son yıllarda bireysel silahlanmanın artmasının birçok nedeni bulunuyor. Ekonomik sıkıntılar, sosyal gerilimler, kutuplaşma, sosyal medyada şiddetin normalleştirilmesi ve "silah güçtür" algısı bu nedenlerin başında geliyor.
Bazı insanlar silahı güvenlik aracı olarak görüyor. Oysa istatistikler gösteriyor ki evde bulunan silah, çoğu zaman sahibini değil; ailesini, yakınlarını veya masum insanları tehlikeye atıyor.
Silah taşımak güven vermiyor, tam tersine risk büyütüyor.
Gazeteciliğin Sorumluluğu
Bu noktada biz gazetecilere de önemli görevler düşüyor.
Bir zamanlar gazeteler yalnızca haber veren değil, toplumu eğiten, düşündüren ve çözüm arayan yayın organlarıydı. Araştırmacı gazetecilik vardı. Dosya haberler hazırlanır, köşe yazılarıyla toplumsal sorunlara ışık tutulurdu.
Bugün ise ne yazık ki büyük ölçüde ajans haberciliğine sıkışmış durumdayız. Kes, kopyala, yapıştır anlayışı; sorgulayan gazeteciliğin önüne geçmiş durumda.
Oysa gazetecilik sadece "kim vuruldu?" sorusunun cevabını vermek değildir.
Asıl görev; "Neden bu kadar çok insan vuruluyor?", "Bu şiddeti besleyen sebepler nelerdir?", "Nasıl önlenebilir?" sorularını sormaktır.
Toplumun kanayan yaralarını konuşmayan bir basın, yalnızca olayları kayda geçirir; çözümün parçası olamaz.
Devletin ve Toplumun Ortak Sorumluluğu
Silahlı saldırılarla mücadele yalnızca emniyet güçlerinin görevi değildir.
Ruhsatsız silah ticaretine karşı daha etkili denetimler yapılmalı, bireysel silahlanmayı kolaylaştıran uygulamalar yeniden gözden geçirilmeli, caydırıcı cezalar kararlılıkla uygulanmalıdır.
Okullarda şiddet yerine iletişim kültürü öğretilmeli, aileler çocuklarını öfkeyle değil diyalogla yetiştirmelidir.
Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, eğitim kurumları ve medya ortak hareket ederek şiddetin değil, yaşamın değerini anlatmalıdır.
Kurşun Bir Kişiyi Değil, Geleceği Yaralar
Her silahlı saldırı sadece bir adli vaka değildir.
Bir annenin gözyaşıdır.
Bir çocuğun öksüz kalmasıdır.
Bir ailenin dağılmasıdır.
Bir gazetecinin susturulmaya çalışılmasıdır.
Bir toplumun huzurunun biraz daha eksilmesidir.
Bugün Mürsel Acay'a geçmiş olsun diyoruz.
Yarın aynı cümleyi başka bir meslektaşımız, başka bir doktor, öğretmen, esnaf ya da masum bir vatandaş için kurmak istemiyorsak artık bireysel silahlanmayı ciddi bir toplumsal güvenlik sorunu olarak görmek zorundayız.
Çünkü kurşun yalnızca hedefini vurmaz.
Kurşun; güveni vurur, kardeşliği vurur, hukuku vurur, geleceği vurur.
Silahların konuştuğu yerde söz susar.
Oysa bu ülkenin daha fazla kurşuna değil; daha fazla akla, hukuka, vicdana ve birbirini dinleyen insanlara ihtiyacı var.
Mürsel Acay'a bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, benzer acıların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.
Diyarbakır HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
