TGS Basın Özgürlüğü Raporu açıklandı: “Geçinemiyoruz”

Gündem (Malabadi Haber) - Malabadi Gazetesi | 19.05.2024 - 14:23, Güncelleme: 19.05.2024 - 14:25 1411+ kez okundu.
 

TGS Basın Özgürlüğü Raporu açıklandı: “Geçinemiyoruz”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), 2023-2024 Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. TGS’nin Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ile İstanbul’da dün düzenlediği etkinlik kapsamında deneyimli gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Çiğdem Toker, Ali Topuz ve Barış Avşar; İpek Özbey’in moderatörlüğünde “Propaganda Günlerinde Hakikat” sorununu tartıştı.
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü’nde hayatını kaybeden gazeteci Celal Başlangıç’ın anılmasıyla başlayan panelde, MLSA Eş Direktörü Veysel Ok’un sunuşunun ardından TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş 2023-2024 Basın Özgürlüğü Raporu‘ndan veriler paylaştı. Ülkü Şahin ve İlyas Coşkun‘un hazırladığı TGS raporu, son bir yılda Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik müdahaleleri saptayıp paylaşmayı amaçlıyor. Basın özgürlüğünün ve gazetecilik mesleğinin önündeki engelleri detaylı bir şekilde ortaya koyan rapor, bu sorunların üstesinden gelmek için atılması gereken adımları da işaret ediyor. 10 bölümden oluşan 75 sayfalık raporun bu yılki ana konusu, gazeteci yoksulluğu. Raporda yer verilen “Yoksulluk Araştırması: Ekonomik ve Sosyal Düzey Anketi” başlıklı çalışma, gazetecilerin geçim sıkıntısının boyutunu, ekonomik ve sosyal düzeyleriyle ortaya koyuyor. Araştırma, gazetecilerin iş güvencesinden yoksun olduğunu ve ekonomik kriz nedeniyle maaşlarının düşük kaldığını gösteriyor. Ayrıca, gazetecilerin sendikal haklarının kısıtlandığına ve işten çıkarmaların yaygınlaştığına dikkat çekiliyor. Raporda öne çıkan önemli bulgulardan bazıları şunlar: Çalışan gazetecilerin büyük bir kısmı yoksulluk sınırının altında ücret alıyor. Toplu iş sözleşmeli işyerlerinde yoksulluk sınırının üzerinde net kazancı olanların oranı %25,4. TGS’nin yetkili olmadığı işyerlerinde ise bu oran sadece %4,2. Özellikle yetkisiz işyerlerindeki üyelerin yaklaşık yarısı, geçinmek için ailesinden maddi destek alıyor. Yarıdan fazlası aylık geliriyle tüm ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Gazetecilerin büyük çoğunluğu asgari ücret seviyesinde veya daha düşük gelirlerle geçinmeye çalışıyor. Yerel medyada çalışanların ezici çoğunluğu asgari ücret dahi almakta zorlanıyor. Çoğu gazeteci, geçimlerini sağlamak için ek iş yapma ihtiyacı hissediyor. Ancak mevcut iş yükü ve çalışma saatleri, bu imkânları sınırlıyor. Gazetecilerin yarısı kirada yaşıyor ve ev, araba gibi uzun vadeli yatırımlar yapmak neredeyse imkânsız hâle gelmiş. Temel ihtiyaçlar için gereken minimum miktarda para, büyük bir ekonomik baskı oluşturuyor. Gazetecilerin sosyal ve kültürel aktivitelere ayırabileceği bütçe giderek azalıyor. Sinema, tiyatro gibi etkinliklere katılım lüks olarak görülüyor ve kitap gibi kültürel ürünler almak zorlaşıyor. Gazetecilerin büyük bir kısmı iş güvencesinden yoksun ve sendikasız çalışma koşullarında bulunuyor. Bu durum, meslekî hakların korunmasını zorlaştırıyor ve gazetecileri ekonomik olarak daha da savunmasız hâle getiriyor. Ekonomik zorluklar ve mesleki baskılar nedeniyle gazetecilerin önemli bir kısmı mesleği bırakmayı düşünüyor. “Dezenformasyon Yasası” ile 4 gazeteci tutuklandı, biri hapis cezasına çarptırıldı Raporda, gazetecilere yönelik ekonomik baskının yanı sıra adli taciz ve şiddet gibi sorunlara dair veriler de paylaşıldı. “Dezenformasyon Yasası” çıktığından bu yana 40 gazeteciye toplamda 46 soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 4 gazeteci tutuklandı.  Açılan 14 davanın 5’inde beraat, birinde ise 10 ay hapis cezası çıktı; diğer davalar devam ediyor. Rapora göre, son bir yılda 14 gazeteci çeşitli tarihlerde tutuklandı, 43 gazeteci ise farklı nedenlerle tahliye edildi. Bu tahliyelerin çoğu, hâkim karşısına çıkarıldıkları ilk duruşmada veya ara kararla gerçekleşti. 1 Nisan 2024 tarihi itibarıyla Türkiye’de 13 gazeteci, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyordu. 1 Nisan’dan 3 Mayıs’a kadar 3 gazeteci daha tutuklandı ve son sayı 16 oldu. Tutuklanan gazeteciler “Silahlı Örgüt Üyeliği,” “Anayasayı İhlal,” “Terör Örgütü Propagandası,” “Gizliliği İhlal,” “Yasaklanan Bilgileri Açıklama,” “Hükûmete Karşı Suç,” “İftira” ve “Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret” başta olmak üzere çeşitli suçlamalarla yargılanıyor. İstanbul’daki Nippon Otel’de düzenlenen etkinlikte, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş’un raporla ilgili konuşmasının ardından MLSA Eş Direktörü Barış Altıntaş, sansüre ve saldırıya uğrayan gazetecilerle dayanışmanın önemi üzerinde durdu. Ardından “Propaganda Günlerinde Hakikat” başlıklı panele geçildi. Panelin açış konuşmasını tam bir yıl önce, yine bir 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu yaptı. Müftüoğlu konuşmasında kendisine yöneltilen suçlamalardan bahsetti ve editörlerine verdiği haber önerilerine soruşturmada atıfta bulunulmasına dikkat çekti.   İpek Özbey moderatörlüğündeki panelde, Gazete Duvar Genel Yayın Yönetmeni Barış Avşar dezenformasyon çağında hakikati, T24 yazarı Çiğdem Toker propagandanın finansmanını ve Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Ali Topuz ise 1990’lardan bugüne devlet propagandasını anlattı. Panelde öne çıkan yorumlardan bazıları şöyle:  Barış Avşar, okuyucunun basılı gazeteyle hem fiziksel hem de finansal olarak bağının koptuğunu ifade etti. Avşar’a göre gazetecilik yapma konusunda, karşımıza nereden çıkacağını ve bizi nereden yakalayacağını bilemediğimiz daha karmaşık ve herkes için daha zor (iktidar için de muhalefet için de), daha kompleks bir yapı var. Ali Topuz, iktidar ve muhalefetin birbirine karşı propaganda aygıtlarını çalıştırdığını söyledi. Gazetecilikte uzmanlaşmanın önem kazandığını vurgulayan Topuz, basının önündeki en önemli engelin ekonomik olduğunu dile getirdi.  Çiğdem Toker, aktivizm ve gazetecilik arasındaki ince çizginin netleştirilmesi gerektiğini belirtti. “Araç-gereçler değişse de gazeteciliğin ne olduğu ve neden yapıldığı değişmiyor. Gazetecilik yapmakta bu kadar ısrarcı olmamızın sebebi, finansal problemlerden ve teknolojiden bağımsız olarak, hiçbir zaman değişmiyor. Bizi ayakta tutan, umudumuzu karartmayan da bu” dedi.  İşgal altındaki Filistin topraklarından dünyaya haber geçmeye devam eden gazetecilerin yaşadıklarını “Gazze’deki Gazetecilere Yönelik Savaş” başlıklı yazısıyla aktaran Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Genel Sekreter Yardımcısı Tim Dawson’un makalesinin de yer aldığı 2023-2024 TGS Basın Özgürlüğü Raporu‘nun tam metnini şu sayfada bulabilirsiniz.  
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), 2023-2024 Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. TGS’nin Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ile İstanbul’da dün düzenlediği etkinlik kapsamında deneyimli gazeteciler Dicle Müftüoğlu, Çiğdem Toker, Ali Topuz ve Barış Avşar; İpek Özbey’in moderatörlüğünde “Propaganda Günlerinde Hakikat” sorununu tartıştı.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü’nde hayatını kaybeden gazeteci Celal Başlangıç’ın anılmasıyla başlayan panelde, MLSA Eş Direktörü Veysel Ok’un sunuşunun ardından TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş 2023-2024 Basın Özgürlüğü Raporu‘ndan veriler paylaştı.

Ülkü Şahin ve İlyas Coşkun‘un hazırladığı TGS raporu, son bir yılda Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik müdahaleleri saptayıp paylaşmayı amaçlıyor. Basın özgürlüğünün ve gazetecilik mesleğinin önündeki engelleri detaylı bir şekilde ortaya koyan rapor, bu sorunların üstesinden gelmek için atılması gereken adımları da işaret ediyor.

10 bölümden oluşan 75 sayfalık raporun bu yılki ana konusu, gazeteci yoksulluğu. Raporda yer verilen “Yoksulluk Araştırması: Ekonomik ve Sosyal Düzey Anketi” başlıklı çalışma, gazetecilerin geçim sıkıntısının boyutunu, ekonomik ve sosyal düzeyleriyle ortaya koyuyor.

Araştırma, gazetecilerin iş güvencesinden yoksun olduğunu ve ekonomik kriz nedeniyle maaşlarının düşük kaldığını gösteriyor. Ayrıca, gazetecilerin sendikal haklarının kısıtlandığına ve işten çıkarmaların yaygınlaştığına dikkat çekiliyor.

Raporda öne çıkan önemli bulgulardan bazıları şunlar:

  • Çalışan gazetecilerin büyük bir kısmı yoksulluk sınırının altında ücret alıyor. Toplu iş sözleşmeli işyerlerinde yoksulluk sınırının üzerinde net kazancı olanların oranı %25,4. TGS’nin yetkili olmadığı işyerlerinde ise bu oran sadece %4,2.
  • Özellikle yetkisiz işyerlerindeki üyelerin yaklaşık yarısı, geçinmek için ailesinden maddi destek alıyor. Yarıdan fazlası aylık geliriyle tüm ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.
  • Gazetecilerin büyük çoğunluğu asgari ücret seviyesinde veya daha düşük gelirlerle geçinmeye çalışıyor. Yerel medyada çalışanların ezici çoğunluğu asgari ücret dahi almakta zorlanıyor.
  • Çoğu gazeteci, geçimlerini sağlamak için ek iş yapma ihtiyacı hissediyor. Ancak mevcut iş yükü ve çalışma saatleri, bu imkânları sınırlıyor.
  • Gazetecilerin yarısı kirada yaşıyor ve ev, araba gibi uzun vadeli yatırımlar yapmak neredeyse imkânsız hâle gelmiş. Temel ihtiyaçlar için gereken minimum miktarda para, büyük bir ekonomik baskı oluşturuyor.
  • Gazetecilerin sosyal ve kültürel aktivitelere ayırabileceği bütçe giderek azalıyor. Sinema, tiyatro gibi etkinliklere katılım lüks olarak görülüyor ve kitap gibi kültürel ürünler almak zorlaşıyor.
  • Gazetecilerin büyük bir kısmı iş güvencesinden yoksun ve sendikasız çalışma koşullarında bulunuyor. Bu durum, meslekî hakların korunmasını zorlaştırıyor ve gazetecileri ekonomik olarak daha da savunmasız hâle getiriyor. Ekonomik zorluklar ve mesleki baskılar nedeniyle gazetecilerin önemli bir kısmı mesleği bırakmayı düşünüyor.

“Dezenformasyon Yasası” ile 4 gazeteci tutuklandı, biri hapis cezasına çarptırıldı

Raporda, gazetecilere yönelik ekonomik baskının yanı sıra adli taciz ve şiddet gibi sorunlara dair veriler de paylaşıldı. “Dezenformasyon Yasası” çıktığından bu yana 40 gazeteciye toplamda 46 soruşturma açıldı, 10 gazeteci gözaltına alındı, 4 gazeteci tutuklandı.  Açılan 14 davanın 5’inde beraat, birinde ise 10 ay hapis cezası çıktı; diğer davalar devam ediyor.

Rapora göre, son bir yılda 14 gazeteci çeşitli tarihlerde tutuklandı, 43 gazeteci ise farklı nedenlerle tahliye edildi. Bu tahliyelerin çoğu, hâkim karşısına çıkarıldıkları ilk duruşmada veya ara kararla gerçekleşti.

1 Nisan 2024 tarihi itibarıyla Türkiye’de 13 gazeteci, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyordu. 1 Nisan’dan 3 Mayıs’a kadar 3 gazeteci daha tutuklandı ve son sayı 16 oldu. Tutuklanan gazeteciler “Silahlı Örgüt Üyeliği,” “Anayasayı İhlal,” “Terör Örgütü Propagandası,” “Gizliliği İhlal,” “Yasaklanan Bilgileri Açıklama,” “Hükûmete Karşı Suç,” “İftira” ve “Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret” başta olmak üzere çeşitli suçlamalarla yargılanıyor.

İstanbul’daki Nippon Otel’de düzenlenen etkinlikte, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş’un raporla ilgili konuşmasının ardından MLSA Eş Direktörü Barış Altıntaş, sansüre ve saldırıya uğrayan gazetecilerle dayanışmanın önemi üzerinde durdu. Ardından “Propaganda Günlerinde Hakikat” başlıklı panele geçildi.

Panelin açış konuşmasını tam bir yıl önce, yine bir 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu yaptı. Müftüoğlu konuşmasında kendisine yöneltilen suçlamalardan bahsetti ve editörlerine verdiği haber önerilerine soruşturmada atıfta bulunulmasına dikkat çekti.  

İpek Özbey moderatörlüğündeki panelde, Gazete Duvar Genel Yayın Yönetmeni Barış Avşar dezenformasyon çağında hakikati, T24 yazarı Çiğdem Toker propagandanın finansmanını ve Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Ali Topuz ise 1990’lardan bugüne devlet propagandasını anlattı. Panelde öne çıkan yorumlardan bazıları şöyle: 

  • Barış Avşar, okuyucunun basılı gazeteyle hem fiziksel hem de finansal olarak bağının koptuğunu ifade etti. Avşar’a göre gazetecilik yapma konusunda, karşımıza nereden çıkacağını ve bizi nereden yakalayacağını bilemediğimiz daha karmaşık ve herkes için daha zor (iktidar için de muhalefet için de), daha kompleks bir yapı var.
  • Ali Topuziktidar ve muhalefetin birbirine karşı propaganda aygıtlarını çalıştırdığını söyledi. Gazetecilikte uzmanlaşmanın önem kazandığını vurgulayan Topuz, basının önündeki en önemli engelin ekonomik olduğunu dile getirdi. 
  • Çiğdem Toker, aktivizm ve gazetecilik arasındaki ince çizginin netleştirilmesi gerektiğini belirtti. “Araç-gereçler değişse de gazeteciliğin ne olduğu ve neden yapıldığı değişmiyor. Gazetecilik yapmakta bu kadar ısrarcı olmamızın sebebi, finansal problemlerden ve teknolojiden bağımsız olarak, hiçbir zaman değişmiyor. Bizi ayakta tutan, umudumuzu karartmayan da bu” dedi. 

İşgal altındaki Filistin topraklarından dünyaya haber geçmeye devam eden gazetecilerin yaşadıklarını “Gazze’deki Gazetecilere Yönelik Savaş” başlıklı yazısıyla aktaran Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Genel Sekreter Yardımcısı Tim Dawson’un makalesinin de yer aldığı 2023-2024 TGS Basın Özgürlüğü Raporu‘nun tam metnini şu sayfada bulabilirsiniz.

 

Ankara HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.