Eski çağlarda insanlar güneşten nasıl korunuyordu?
Eski çağlarda insanlar güneşten nasıl korunuyordu?
Cilt kanseri oranları her geçen yıl biraz daha yükselirken, dünya çapında insanlar da güneşten korunmanın çeşitli yollarına başvuruyor. Peki, eski insanlar, Güneş’in zararlı morötesi ışınlarından korunmak için ne yapıyordu?
MALABADİ HABER - IFL Science'de yayınlan bir makaleye göre; atalardan gelen pigmentasyonun doğal bir güneş kremi olupş olmadığını sordu. Makaleye göre; nispeten yakın zamanlara dek, insanların çoğu koyu tenliydi. Avrupa’da bile daha açık pigmentasyonun yaygınlaşması yaklaşık MÖ 1.200’de başlayan Demir Çağı’nda gerçekleşti.
Daha koyu ten, UV radyasyonuna karşı koruma sağlayan melanini daha fazla içerir. Ancak Güneş’in ışınlarını engelleyerek, bedenin D vitamini üretme yeteneğini de azaltır. Bu nedenle, açık tenin, insanlar daha kuzeydeki enlemlere yerleştikçe yavaş yavaş evrildiği düşünülüyor. Çünkü buralardaki güneş ışığı yetersizliği, fazla melanine sahip insanlarda kolayca D vitamini eksikliğine yol açabiliyordu.
Elbette erken insanlar Afrika’da evrildi ve evrimsel tarihlerinin büyük bölümünü güneşin kavurduğu savanalarda geçirdi. Bu yüzden yaygın bir teori, atalardan gelen koyu pigmentasyonumuzun, bizi cilt kanserinden koruyarak hayatta kalmamıza yardımcı olduğunu ileri sürüyor.
Ancak bu yılın başlarında yayımlanan bir çalışma, Avustralya’da yaşayan Anglo-Kelt kökenli insanlar arasındaki cilt kanseri eğilimlerini analiz ederek bu fikre meydan okuyor. Melanin eksikliğine rağmen, bu popülasyonun üyeleri genellikle üreme çağına ulaşana dek cilt kanserine yakalanmıyor.
Bu da daha koyu pigmentasyonun, doğrudan cilt kanseri tehdidine bir yanıt olarak evrilmemiş olabileceğini düşündürüyor. Çünkü daha güneşli iklimlerde yaşayan insanlar bile genlerini aktarmadan önce bu hastalıktan ölmüyor. Bunun yerine, yüksek melanin düzeylerini destekleyen seçilim baskısı, güneş radyasyonunun diğer zararlı etkilerinden bazılarından kaynaklanıyor olabilir. Bu etkiler, güneş yanığına bağlı susuz kalmaya yol açabiliyor ve folat gibi, fetüs gelişimini destekleyen hayati besinleri yok edebiliyor.
ESKİ ÇAĞIN GÜNEŞ KREMİ
Koyu tenli olanların bile yine de kendilerini Güneş’ten koruması gerekir ve en iyi doğal güneş kremlerinden biri aşı boyası. Bu kil pigmenti, morötesi radyasyonu dağıtmaya yardımcı olan demir oksit içeriyor.
2015 tarihli bir deneyde araştırmacılar, daha ince taneli aşı boyasının daha yüksek bir güneş koruma faktörüne sahip olduğunu keşfetti. Şaşırtıcı biçimde, Levant bölgesindeki ünlü Qafzeh Mağarası’nda yaşayan erken Homo sapiens bireyleri, yerel aşı boyası kaynaklarını bilerek görmezden geldi ve bunun yerine 60 kilometreden uzaktan daha ince taneli bir türü getirdi. Bu da onların, aşı boyasının radyasyon engelleyici gücünün farkında olabileceğini düşündürüyor.
Bugün bile aşı boyası, Afrika’nın bazı yerlerinde güneş kremi olarak kullanılıyor; tek başına ya da sadeyağ veya hayvansal yağ gibi bir bağlayıcıyla birlikte cilde sürülüyor. İlginç biçimde, arkeolojik kayıt, aşı boyası kullanımında yaklaşık 40.000 yıl önce büyük bir artış olduğunu gösteriyor. Bu da Dünya’nın manyetik alanının yaklaşık 300 yıl boyunca morötesi radyasyonu süzme yeteneğini yitirdiği, Laschamp olayı denen dönemle örtüşüyor.
İşin ilginç yanı, bu dönem aynı zamanda Neandertallerin yok olduğu döneme de denk geliyor. Bu da onların, Güneş’ten korunmakta bizim kadar iyi olmadıkları için yok olmuş olabileceği yönünde görüşlere yol açıyor. Örneğin eski Homo sapiens bireyler, bedene oturan giysiler dikmek için kemikten bızlar ve iğneler kullanırken, Neandertallerin hayvan postlarını daha bol giydiği düşünülüyor.
Dolayısıyla koruyucu giysi ve aşı boyasının bir birleşimi, modern insanların Laschamp olayından sağ çıkmasına ve Güneş’in gazabından kaçmasına yardımcı olmuş olabilir. Bu teoriye göre Neandertaller ise yoğun morötesi radyasyon altında kavruldu.
Şunu da belirtmek gerekir ki, Neandertallerin çöküşüyle kurulan bağ son derece spekülatif ve bağlantı yalnızca rastlantısal olabilir. Yine de aşı boyası kullanımındaki artış, güneşten korunmanın tarihöncesi insanlar için de en az bizim için olduğu kadar önemli olduğuna dair bir miktar kanıt sunuyor. Mezopotamya Ajansı
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
