Ah gençlik…Vah gençlik…Bir zamanlar umutla, idealle, hayalle anılan o tertemiz çağ, bugün ekranların soğuk ışığında, sanal bahislerin karanlık tuzaklarında, uyuşturucunun sessiz gölgesinde savruluyor. Gençlik, en güçlü olması gereken yerde en kırılgan haline itiliyor. Ve biz, bir neslin göz göre göre bataklığa çekilişine tanıklık ediyoruz.
Uyuşturucu, bahis ve kumar…Bunlar artık yalnızca bireysel zaaflar değil, toplumsal bir yıkım, sessiz bir işgal, görünmez bir terör haline gelmiş durumda. Hatta öyle ki, bugün geldiğimiz noktada bu bağımlılık türlerinin verdiği zarar, terörün açtığı yaralardan çok daha derin ve kalıcıdır.
Çünkü terör bir gün biter. Ama bağımlılık, bir nesli çürütür, bir geleceği söndürür, bir toplumu içten içe çökertir.
Bugün sokak köşelerinde değil tehlike. Bugün tehlike cebimizde. Her telefon bir kumarhane… Her uygulama potansiyel bir tuzak…Her “masum” reklam, bir gencin hayatına atılmış kancadır. Sanal bahis, dijital kumar ve uyuşturucu, artık kapı çalmıyor. Doğrudan içeri giriyor. Bir tıkla borç… Bir tıkla bağımlılık…Bir tıkla hayat kararan binlerce genç…
Ve biz hala “farkındalık” cümleleriyle oyalanıyoruz. Gençlerimiz, dijital platformların ve sosyal medyanın acımasız çarkı arasında sıkışmış durumda. Paranın kolay kazanıldığı, riskin masum gösterildiği, uyuşturucunun “özgürlük”, kumarın “eğlence”, bahsin “akıl oyunu” gibi pazarlandığı bir algı dünyası inşa edildi.
Gerçek şu: Bu bir algı operasyonudur. Bu bir nesil hedefli saldırıdır. Ve maalesef sonuçlar ortada:
Borç batağına saplanmış üniversiteliler, uyuşturucuya ilkokul yaşında temas eden çocuklar, bahis yüzünden intihara sürüklenen gençler, ailesinden, okulundan, hayattan kopan binlerce evlat…
Cumhurbaşkanı’nın “Yalvarışı” bir alarmdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Eğitim Külliyesi açılışında söylediği şu sözler, sıradan bir konuşma değildir:
“Evlatlarımızı tütün, sigara, alkol, uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık yapan her türlü kötü alışkanlıklara karşı korumakta kararlıyız. Gençler, bir Cumhurbaşkanı olarak değil, bir baba olarak, bir büyüğünüz olarak sizlere rica ediyorum, adeta yalvarıyorum.”
Bir devletin Cumhurbaşkanı adeta yalvarıyorsa, ortada çok büyük bir tehlike vardır.
Bu sözler, ailelere uyarıdır, eğitimcilere çağrıdır, medyaya ikazdır. Ve en önemlisi yetkili kurumlara açık bir alarmdır.
Artık şunu açıkça söylemek zorundayız:
Bu mesele sadece “anne-baba eğitimi” ile geçiştirilemez.
Sanal bahis siteleri neden hala bu kadar kolay erişilebilir?
Sosyal medyada kumar reklamları nasıl cirit atabiliyor?
Uyuşturucuya ulaşmak neden suya ulaşmaktan daha kolay hale geldi?
Okullar neden sadece akademik başarıya sıkıştırıldı da, ahlaki ve psikolojik koruma geri plana itildi?
Bu sorular cevapsız kaldıkça, her suskunluk suça ortaklıktır.
Şahsen bende buradan gençlere açık ve net bir çağrıda bulunmak isterim;
Evet, gençlere yalvarıyoruz, bahisten uzak durun, kumardan uzak durun ve uyuşturucudan uzak durun.
Bu bataklık özgürlük değil, esarettir. Bu yol zenginlik değil, yıkımdır. Bu alışkanlıklar cesaret değil, teslimiyettir.
Hiçbiri sizi güçlü yapmaz.
Hepsi sizi yavaş yavaş yok eder.
Bu mesele siyaset üstüdür.
Bu mesele ideoloji meselesi değildir.
Bu mesele gelecek meselesidir.
Bugün müdahale edilmezse, yarın konuşacak genç kalmayacak.
Artık uyarı değil, eylem zamanı.
Artık temenni değil, kararlılık zamanı.
Artık susma değil, hesap sorma zamanı.
Çünkü gençler gerçekten bataklıkta. Ve bu bataklık kurutulmazsa, hepimiz boğulacağız.