Birkleyn Projesinde Yeni Gelişme
Birkleyn Projesinde Yeni Gelişme
Birkleyn Mağaraları’nı etkileyecek projeye dair inceleme yapan bilirkişi heyeti, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanlarında fiziki müdahalelerin yasak olduğunu hatırlatarak, “Kireçtaşı Ocağı, Kırma-Eleme, Asfalt Plent, Mekanik Plent, Parke Taşı ve Bims Üretim Tesisi, Hazır Beton Santrali” projesinin olumsuz sonuçlar doğuracağına dikkat çekti.
MALABADİ HABER - Diyarbakır'ın Lice ilçesinde Ay San Madencilik İnşaat Gıda Akaryakıt Beton Metal Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılması planan “II(A) Grubu Kalker (Kireçtaşı) Ocağı, Kırma-Eleme, Asfalt Plent, Mekanik Plent, Parke Taşı ve Bims Üretim Tesisi, Hazır Beton Santrali” projesi’ne verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararının iptali için dava açıldı.
Mezopotamya Ajansının haberine göre Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu tarafından Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi’ne açılan davada, şu gerekçeler sıralandı: “‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının; haksız ve hukuka aykırı olduğu, proje alanı etrafında yer alan bölgenin tarım arazilerinden oluştuğu ve projenin tarımsal üretime zarar vereceği, proje sahasının en yakın işyerine 180 metre ve en yakın yerleşim birimine ise 510 metre mesafede olduğu, proje alanının Birkleyn Mağaraları ve Bırkleyn Yamaç Yerleşimi Sit Alanı sınırları içerisinde kaldığı ve proje kapsamında yapılacak patlamalar nedeniyle tarihi mağara ve antik kent yerleşim alanlarının zarar göreceği.”
Açılan dava ardından mahkeme heyeti Sütçü İmam Üniversitesi’nden Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği, Çevre Mühendisliği Bölümü, Orman Mühendisliği Bölümü, Ziraat Fakültesi Ziraat Mühendisliği Bölümü, Dicle Üniversitesi’nden Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü, Arkeolog ve Harita Mühendisi’nden oluşan 7 kişilik bilirkişi heyetinin bölgede keşif ve incelemelerde bulunmasına karar verdi. Bilirkişi heyeti tarafından 29 Nisan’da bölgede yapılan keşif ardından hazırlanan 42 sayfalık rapor 22 Haziran’da mahkeme heyetine iletildi.
Raporun sonuç kısmında “ÇED Gerekli Değildir” kararının ormancılık bilimi, ekoloji, biyolojik çeşitlilik ve doğa koruma ilkeleri ile sürdürülebilir çevre yönetimi esasları bakımından yeterli bilimsel veri, yöntem ve analiz bütünlüğüne sahip olmadığı belirtildi.
Raporun detaylarında da şirket tarafından hazırlanan Proje Tanıtım Dosyası’nda (PTD) yer almayan bilimsel verilere dikkat çekildi.
‘BÖLGE KARSTİK AKİFER NİTELİĞİ TAŞIYOR’
Bölgenin yüksek geçirgenlik gösteren karstik akifer niteliğindeki kireçtaşı birimleri üzerinde yer aldığı belirtildi. Karstik sistemlerde, yüzey suları ile yeraltısuyu arasındaki ilişkinin yoğun olduğu vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi: “Bu tür sistemlerde gerçekleştirilen kazı faaliyetleri, delme-kırma işlemleri, şev oluşumları, yoğun araç trafiği ve topoğrafik değişiklikler yalnızca faaliyet alanı içerisinde etkili olmamakta; çatlak sistemleri ve yeraltısuyu dolaşımı aracılığıyla daha geniş bir coğrafyada etkiler oluşturabilmektedir. Bu nedenle karstik akiferlerin bulunduğu alanlarda yalnızca standart madencilik önlemlerine dayanılması yeterli görülmemekte, saha özelinde hidrojeolojik modelleme, yeraltısuyu izleme ve risk senaryolarının oluşturulması beklenmektedir. Ancak dosya kapsamında bu kapsamda bir analize rastlanmamaktadır.”
‘MAĞARA AĞZINDA YAPILAN YÜZEYSEL ÖLÇÜM YETERLİ DEĞİL’
Raporda, Birkleyn Mağaraları ve Birkleyn Yamaç Yerleşimi Sit Alanı'nın koordinatları ile “ÇED Gerekli Değildir” kararına konu olan projenin bulunduğu alanın koordinatlarının çakıştırılmasına dair görsellerde yer aldı. Söz konusu incelemeye dair de bilirkişi raporunda şu ifadeler yer aldı: “Mağara ağzından yapılan yüzeysel ölçümle Kültür varlıklarının alanını ve yüzeydeki buluntuların ve kalıntıların irdelenmesi için sağlıklı veri olarak kabul edilemez. Koruma alanı sınırı ile bütünleşik durumdadır. Arkeolojik yüzey taraması ve mağara içi derinlik ve uzunlukları ile sayısallaştırmanın tekrardan yapılması gereklidir. Çevre mühendisliği açısından ‘Sit Alanı’ ile faaliyetler arasında yeterli bilimsel veri olmadığı ve yapılacak olan çalışmaların sit alanını olumsuz yönde etkileyecektir. Sit alanında Kültür varlıklarının bozulması, kayıp olması ve orijinal buluntu halinin bozulması gerçekleşecektir.”
Yine proje raporunda, proje dosyasında 1. Derece Arkeolojik sit alanın korunmasına ve geleceğe yönelik aktarılmasına yönelik kapsamlı proje ve önerilerin olmadığı, Arkeoloji ve Sanat Tarihçi tarafından alanın bilimsel olarak detaylı incelenmediği genel geçer sözlerle bir madde başlığı olarak ele alındığı belirtildi.
ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN FORMU YOK!
Tespit edilen usulsüzlüklerden biri de ormanlık arazide yapılmak istenen projeye dair Orman İşletme Müdürlüğü tarafından doldurulması gereken “ÇED İnceleme ve Değerlendirme Formu”nun olmadığı oldu. Yapılan incelemelerde bölgenin orman vejetasyonunun ağırlıklı olarak Quercus Brantii Lindley türünden oluştuğu kaydedildi. Bununda bölgenin doğal ekolojik yapısının temel bileşenlerinden birini teşkil ettiği, aynı zamanda yaban hayatı, toprak yapısı, mikroklima ve ekosistem sürekliliği bakımından da önemli işlevler üstlendiği vurgulandı. Proje kapsamında meydana gelecek etkinin yalnızca belirli sayıdaki ağacın kesilmesi olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığına dikkat çekilen raporda, bu durumun ekosistem bütünlüğünün bozulmasına, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesine ve doğal yaşam alanlarının geri dönüşü güç biçimde tahrip edilmesi sonucunu doğurabileceği belirtildi.
FAUNA VE FLORAYA DAİR BİLİMSEL DEĞERLENDİRME YOK
Yine projenin gerçekleştirilmek istendiği bölgede, 241 kuş türünün tespit edildiği ancak bu türlerin ayrıntılı analizinin PTD’de yer almadığı, 45 bitki türünün, 27 memeli ve 11 sürüngen türüne ilişkin koruma statülerinin sistematik biçimde ortaya konulmadığı da tespitler arasında oldu. Bu yönüyle proje alanında bulunan fauna ve flora unsurlarının gerçek dağılımı, yoğunluğu ve habitat kullanım özelliklerinin bilimsel ve sistematik bir yöntemle ortaya konulamadığı da vurgulandı.
Raporda, yukarıdaki tespitlere ek olarak, şunlara yer verildi:
“ * Su kaynakları açısından, alanının yaklaşık 650 metre doğusunda sürekli akış gösteren Çimen Çayı'nın, alanının hemen güneyinde ise Birkleyn Çayı'nın aktif olarak aktığı, bunlara ilave olarak mevsimsel kuru dere yatakları ve tali drenaj ağlarının bulunduğu arazi gözlemleriyle belirlenmiş; buna karşın faaliyet öncesi-sonrası karşılaştırmaya imkân verecek kapsamlı bir su kalitesi izleme programının dosyada ortaya konulamadığı değerlendirilmiştir.
YOL GÜVENLİĞİ
* Karayolu açısından, proje alanı yakınında bulunan Diyarbakır-Bingöl karayolunun trafik yoğunluğu ve seyir güvenliği üzerindeki olası etkilerinin patlatma kaynaklı taş savrulması ve nakliye trafiği bakımından yeterli derinlikte değerlendirilmediği; üretim alanı ile pazarlama merkezleri arasındaki yaklaşık 60 km'lik nakliye güzergâhının yol güvenliği, trafik yoğunluğu, yol altyapısının yıpranması, yakıt tüketimi, egzoz emisyonları ve yol kaynaklı toz/titreşim etkileri bakımından proje kaynaklı çevresel etki alanının ayrılmaz bir bileşeni olduğu, bu yönde ayrıntılı bir değerlendirmenin dosyada bulunmadığı tespit edilmiştir.
* Proje alanının yayılım gösteren Fırat Formasyonu’na ait kireçtaşı birimlerinin yoğun kırıklı, çatlaklı ve karstik yapıda olduğu, bu nedenle patlatmalı kazı kaynaklı titreşimlerin mevcut süreksizliklerin genişlemesine ve karstik boşlukların duyarsız hale gelmesine yol açma riski taşıdığı belirlenmiştir.
DEPREM RİSKİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
* ÇED-1 ve ÇED-2 alanlarının Güneydoğu Anadolu Bindirme Zonu’na sırasıyla yaklaşık 1 km ve 1,43 km mesafede bulunduğu, buna karşın olası bir deprem durumunda tesislerin ve taş ocağının ne ölçüde etkileneceğine ilişkin ayrıntılı bir değerlendirmenin yapılmadığı, ayrıca şev duyarlılığı konusunda herhangi bir çalışmanın bulunmadığı tespit edilmiştir.
* Koku açısından ise; proje kapsamında planlanan kalker ocağı, kırma-eleme tesisi, asfalt plent, mekanik plent, hazır beton santrali ve parke taşı/bims üretim tesisi gibi faaliyetlerin niteliği itibarıyla organik ayrışma veya kimyasal emisyon kaynaklı bir koku oluşumuna yol açmayacağı, bu faaliyet türlerinde başlıca çevresel sorunların toz, gürültü ve titreşim olarak ortaya çıktığı değerlendirilmiştir.
SİT ALANINDA FİZİKİ MÜDAHALE YASAK HATIRLATMASI
*Birkleyn Mağaraları ve çevresinin Kültür ve Turizm Bakanlığı Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 06.11.2003 tarihli kararıyla I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edildiği, mağarada Asur Kralı Tiglatpileser I ve Salmanassar III’e ait kabartma ve çivi yazısı yazıtların bulunduğu, giriş galerisindeki Neolitik dönem buluntularının alanın mevsimlik yerleşim olarak kullanıldığına işaret ettiği belirlenmiştir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile 658 sayılı İlke Kararı uyarınca I. Derece Arkeolojik Sit Alanlarında kazı, patlatma ve benzeri fiziki müdahalelerin yasak olduğu hatırlatılarak, proje dosyasında bu alanın korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik kapsamlı bir proje ve önlem planının bulunmadığı, mevcut Arkeoloji/Sanat Tarihi değerlendirmesinin yetersiz olduğu ve işletme faaliyetlerinin bu açıdan olumsuz olarak değerlendirildiği sonucuna varılmıştır.” MA
Diyarbakır HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
