Sönmez Oto Centr

Davanın zamanaşımından düşmesine suç duyurusu

Gündem (H M) - Haber Merkezi | 08.05.2026 - 23:48, Güncelleme: 08.05.2026 - 23:48 4428 kez okundu.
 

Davanın zamanaşımından düşmesine suç duyurusu

JİTEM Davası’nda dosyanın 30 yıllık “zamanaşımı” süresinin dolduğu gerekçesiyle düşürülmesine karar veren Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi Başkan Vekili ile üyeleri hakkında “Görevi Kötüye Kullanma” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldu.
 Mardin'in Dargeçit ilçesinde, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21), Hikmet Kaya (24) ve Süleyman Seyhan (57) ile uzman çavuş Bilal Batırır kaybedilmesine dair dava; Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi tarafından 30 yıllık “zamanaşımı” süresinin dolduğu gerekçesiyle düşürüldü. Dosyada mağdur ailelerin avukatı Erdal Kuzu, kararı veren Yargıtay yetkilileri hakkında Hakimler Ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanlığına suç duyurusunda bulundu. Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile suç duyurusunda bulunan Kuzu, kararda imzaları bulunan Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nde görev yapan başkan vekili ve üyeleri hakkında “Görevi Kötüye Kullanma-TCK m.257” suçundan soruşturma açılmasını talep etti. ‘Failleri koruma kastı kanıtlanmaktadır’ Dosyada zamanaşımı riskine ve yapılan tüm uyarılara rağmen dosyanın yaklaşık 2 yıl boyunca kasten/ihmal ile bekletilerek zamanaşımına uğratıldığını belirten Kuzu, başvuru dilekçesinde yaşanan süreci özetledi. Zamanaşımı riskine dair İstinafa verilen dilekçelerde açık bir şekilde dikkat çekilmesine rağmen Yargıtay’ın ilgili dairesinin, “Dosyanın toplumsal ve hukuki hassasiyetine, maktul sayısının fazlalığına rağmen yargılama sürecini makul bir süratle bitirmek yerine yargısal bir ataleti tercih etmiştir” denildi. Yargıtay’ın ilgili dairesinin zamanaşımının dolduğu 8 Mart gününden sadece 3 gün sonra 11 Mart tarihinde "zamanaşımı nedeniyle düşme" kararı verdiğine dikkati çekilen dilekçede, “Kararın bu hassas zamanlaması, sürecin basit bir ihmal değil; dairenin dosyaya hakim olduğunu ancak karar vermek için hukuki engelin (zamanaşımının) oluşmasını beklediğini, dolayısıyla bilinçli bir yargısal pasifizm ve failleri koruma kastı olduğunu kanıtlamaktadır” diye belirtildi. ‘İnceleme başlatılması zorunlu’ Yetkililerin "Davaları makul sürede bitirme" görevini yerine getirmeyerek mağdur ailelerin adalete erişimini engellediği ve faillerin cezasız kalmasına yol açarak ağır bir mağduriyet yaratığının altının çizildiği dilekçenin devamında şunlar yer aldı: “’Davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir’ hükmü açıkça çiğnenmiştir. Yaşam Hakkının Usuli İhlaline ilişkin emsal kararlar uyarınca, etkili bir ceza soruşturmasının zamanaşımıyla sonuçlanması devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün ihlalidir. Bu dosyanın zamanaşımı zırhıyla kapatılması, toplumsal adaleti ve hukuk devletine olan güveni kökünden sarsmıştır. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi Başkan ve üyeleri hakkında 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca gerekli soruşturma prosedürünün işletilmesi için HSK’nin ilgili dairesince inceleme başlatılması zorunludur. Dosyanın dairede hangi tarihlerde, hangi tetkik hakiminde beklediği ve üyelerin müzakere takvimi incelendiğinde, zamanaşımına bilerek sebebiyet verildiği görülecektir.” Dilekçede şu talepler yer aldı: “* Şikayet edilen Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyeleri hakkında ‘Görevi Kötüye Kullanma’ ve ‘Görevi İhmal’ suçları ile disiplin hükümleri yönünden soruşturma açılmasını, * Dosyanın zamanaşımıyla düşürülmesine neden olan ihmali/kasıtlı süreçlerin tespit edilerek cezalandırılmalarını, * Gereğinin yapılması amacıyla dosyanın yetkili Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na tevdii edilmesini, Saygıyla vekaleten arz ve talep ederim.”
JİTEM Davası’nda dosyanın 30 yıllık “zamanaşımı” süresinin dolduğu gerekçesiyle düşürülmesine karar veren Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi Başkan Vekili ile üyeleri hakkında “Görevi Kötüye Kullanma” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldu.

 Mardin'in Dargeçit ilçesinde, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21), Hikmet Kaya (24) ve Süleyman Seyhan (57) ile uzman çavuş Bilal Batırır kaybedilmesine dair dava; Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi tarafından 30 yıllık “zamanaşımı” süresinin dolduğu gerekçesiyle düşürüldü.

Dosyada mağdur ailelerin avukatı Erdal Kuzu, kararı veren Yargıtay yetkilileri hakkında Hakimler Ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanlığına suç duyurusunda bulundu.

Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile suç duyurusunda bulunan Kuzu, kararda imzaları bulunan Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nde görev yapan başkan vekili ve üyeleri hakkında “Görevi Kötüye Kullanma-TCK m.257” suçundan soruşturma açılmasını talep etti.

‘Failleri koruma kastı kanıtlanmaktadır’

Dosyada zamanaşımı riskine ve yapılan tüm uyarılara rağmen dosyanın yaklaşık 2 yıl boyunca kasten/ihmal ile bekletilerek zamanaşımına uğratıldığını belirten Kuzu, başvuru dilekçesinde yaşanan süreci özetledi. Zamanaşımı riskine dair İstinafa verilen dilekçelerde açık bir şekilde dikkat çekilmesine rağmen Yargıtay’ın ilgili dairesinin, “Dosyanın toplumsal ve hukuki hassasiyetine, maktul sayısının fazlalığına rağmen yargılama sürecini makul bir süratle bitirmek yerine yargısal bir ataleti tercih etmiştir” denildi. Yargıtay’ın ilgili dairesinin zamanaşımının dolduğu 8 Mart gününden sadece 3 gün sonra 11 Mart tarihinde "zamanaşımı nedeniyle düşme" kararı verdiğine dikkati çekilen dilekçede, “Kararın bu hassas zamanlaması, sürecin basit bir ihmal değil; dairenin dosyaya hakim olduğunu ancak karar vermek için hukuki engelin (zamanaşımının) oluşmasını beklediğini, dolayısıyla bilinçli bir yargısal pasifizm ve failleri koruma kastı olduğunu kanıtlamaktadır” diye belirtildi.

‘İnceleme başlatılması zorunlu’

Yetkililerin "Davaları makul sürede bitirme" görevini yerine getirmeyerek mağdur ailelerin adalete erişimini engellediği ve faillerin cezasız kalmasına yol açarak ağır bir mağduriyet yaratığının altının çizildiği dilekçenin devamında şunlar yer aldı: “’Davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir’ hükmü açıkça çiğnenmiştir. Yaşam Hakkının Usuli İhlaline ilişkin emsal kararlar uyarınca, etkili bir ceza soruşturmasının zamanaşımıyla sonuçlanması devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün ihlalidir. Bu dosyanın zamanaşımı zırhıyla kapatılması, toplumsal adaleti ve hukuk devletine olan güveni kökünden sarsmıştır. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi Başkan ve üyeleri hakkında 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca gerekli soruşturma prosedürünün işletilmesi için HSK’nin ilgili dairesince inceleme başlatılması zorunludur. Dosyanın dairede hangi tarihlerde, hangi tetkik hakiminde beklediği ve üyelerin müzakere takvimi incelendiğinde, zamanaşımına bilerek sebebiyet verildiği görülecektir.”

Dilekçede şu talepler yer aldı:

“* Şikayet edilen Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyeleri hakkında ‘Görevi Kötüye Kullanma’ ve ‘Görevi İhmal’ suçları ile disiplin hükümleri yönünden soruşturma açılmasını,

* Dosyanın zamanaşımıyla düşürülmesine neden olan ihmali/kasıtlı süreçlerin tespit edilerek cezalandırılmalarını,

* Gereğinin yapılması amacıyla dosyanın yetkili Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’na tevdii edilmesini, Saygıyla vekaleten arz ve talep ederim.”

Diyarbakır HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.