Anasayfa
Yazarlar
İhsan Yılmaz
Yazı Detayı
Bu yazı 354 kez okundu.
CHP’de Derinleşen Kriz ve Siyasetin Çıkmazı
Cumhuriyet Halk Partisi’nde 38. Kurultay sonrası yaşanan tartışmalar, artık yalnızca parti içi bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Kamuoyunda oluşan algı; partinin ideolojik çizgisinden uzaklaştığı, kişisel hesapların ve güç mücadelelerinin gölgesinde savrulduğu yönünde. Özellikle Ekrem İmamoğlu ve çevresindeki kadroların parti üzerindeki etkisi, CHP tabanında uzun süredir ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor.
Bir asırlık bir siyasi hareketin bugün geldiği noktada, kendi iç tartışmalarıyla gündeme gelmesi elbette düşündürücü. Türkiye’nin en köklü partilerinden biri olan CHP’nin sürekli kriz, kavga ve polemiklerle anılması; partiye gönül vermiş milyonlarca insanı da yormaya başladı.
Bugün kamuoyuna verilen mesaj şu:
“İktidara geliyoruz, erken seçim istiyoruz…”
Ancak sahadaki tabloya bakıldığında toplumun önemli bir kesimi buna inanmıyor. Çünkü yaşanan süreç daha çok tabanı konsolide etmeye, genel merkez hâkimiyetini korumaya ve parti içindeki güç savaşlarını yönetmeye dönük bir görüntü veriyor. Özellikle belediyeler üzerinden ortaya çıkan iddialar, yolsuzluk tartışmaları ve peş peşe gelen açıklamalar CHP’nin siyasal güvenilirliğine zarar veriyor.
Siyasette en tehlikeli şeylerden biri de cevapsız kalan iddialardır. Bugün CHP yönetimine yöneltilen birçok ağır suçlama ve tartışmaya karşı kamuoyunu tatmin eden net bir açıklama yapılmaması dikkat çekiyor. Bunun yerine sert üslup, öfke dili ve polemik tercih ediliyor.
Özgür Özel’in son dönemde kullandığı dil de ayrı bir tartışma konusu olmuş durumda. Bir genel başkandan beklenen; toplumu sakinleştiren, birleştiren ve güven veren bir siyaset dilidir. Ancak zaman zaman kullanılan sert ve kontrolsüz ifadeler, parti tabanında bile rahatsızlık yaratıyor. Siyasette öfke alkış alabilir ama güven vermez.
En üzücü olan ise yıllarını CHP’ye vermiş insanların yaşadığı kırgınlık. Ömrünü bu partiye adamış birçok insan bugün sessizce geri çekiliyor. Çünkü kendilerini ait hissettikleri siyasi kültürün değiştiğini düşünüyorlar.
Türkiye siyaseti uzun süredir gerçek sorunlardan uzaklaşıp kutuplaşmanın içine sıkışmış durumda. Muhalefetin kendi iç krizleriyle boğuşması ise iktidar alternatifi olma iddiasını zayıflatıyor. Çünkü toplum artık kavga değil çözüm görmek istiyor.
Bir asırlık partiler kolay kurulmaz. Ama yanlış yönetilen süreçler, büyük siyasi mirasları bile yavaş yavaş tüketebilir. CHP’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; slogan değil, güven veren bir yeniden yapılanmadır.
Ekleme
Tarihi: 17 Mayıs 2026 -Pazar
CHP’de Derinleşen Kriz ve Siyasetin Çıkmazı
Cumhuriyet Halk Partisi’nde 38. Kurultay sonrası yaşanan tartışmalar, artık yalnızca parti içi bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Kamuoyunda oluşan algı; partinin ideolojik çizgisinden uzaklaştığı, kişisel hesapların ve güç mücadelelerinin gölgesinde savrulduğu yönünde. Özellikle Ekrem İmamoğlu ve çevresindeki kadroların parti üzerindeki etkisi, CHP tabanında uzun süredir ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor.
Bir asırlık bir siyasi hareketin bugün geldiği noktada, kendi iç tartışmalarıyla gündeme gelmesi elbette düşündürücü. Türkiye’nin en köklü partilerinden biri olan CHP’nin sürekli kriz, kavga ve polemiklerle anılması; partiye gönül vermiş milyonlarca insanı da yormaya başladı.
Bugün kamuoyuna verilen mesaj şu:
“İktidara geliyoruz, erken seçim istiyoruz…”
Ancak sahadaki tabloya bakıldığında toplumun önemli bir kesimi buna inanmıyor. Çünkü yaşanan süreç daha çok tabanı konsolide etmeye, genel merkez hâkimiyetini korumaya ve parti içindeki güç savaşlarını yönetmeye dönük bir görüntü veriyor. Özellikle belediyeler üzerinden ortaya çıkan iddialar, yolsuzluk tartışmaları ve peş peşe gelen açıklamalar CHP’nin siyasal güvenilirliğine zarar veriyor.
Siyasette en tehlikeli şeylerden biri de cevapsız kalan iddialardır. Bugün CHP yönetimine yöneltilen birçok ağır suçlama ve tartışmaya karşı kamuoyunu tatmin eden net bir açıklama yapılmaması dikkat çekiyor. Bunun yerine sert üslup, öfke dili ve polemik tercih ediliyor.
Özgür Özel’in son dönemde kullandığı dil de ayrı bir tartışma konusu olmuş durumda. Bir genel başkandan beklenen; toplumu sakinleştiren, birleştiren ve güven veren bir siyaset dilidir. Ancak zaman zaman kullanılan sert ve kontrolsüz ifadeler, parti tabanında bile rahatsızlık yaratıyor. Siyasette öfke alkış alabilir ama güven vermez.
En üzücü olan ise yıllarını CHP’ye vermiş insanların yaşadığı kırgınlık. Ömrünü bu partiye adamış birçok insan bugün sessizce geri çekiliyor. Çünkü kendilerini ait hissettikleri siyasi kültürün değiştiğini düşünüyorlar.
Türkiye siyaseti uzun süredir gerçek sorunlardan uzaklaşıp kutuplaşmanın içine sıkışmış durumda. Muhalefetin kendi iç krizleriyle boğuşması ise iktidar alternatifi olma iddiasını zayıflatıyor. Çünkü toplum artık kavga değil çözüm görmek istiyor.
Bir asırlık partiler kolay kurulmaz. Ama yanlış yönetilen süreçler, büyük siyasi mirasları bile yavaş yavaş tüketebilir. CHP’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; slogan değil, güven veren bir yeniden yapılanmadır.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
