İhsan Yılmaz
Köşe Yazarı
İhsan Yılmaz
 

Özür Dilemek Küçüklük Değildir, Halkı Dinlemek de Zayıflık Değildir

Bir toplumun büyüklüğü, hata yapmamasında değil; yaptığı hatayı kabul edip telafi edebilmesindedir. Aynı şekilde bir yöneticinin büyüklüğü de makamından değil, halkıyla kurduğu ilişkiden anlaşılır. Çünkü belediyeler, halka hizmet etmek için vardır; halka rağmen yönetmek için değil. Geçtiğimiz gün Silvan'da imar yolu çalışmaları sırasında Silvan Belediyesi Eşbaşkanları ile Koç ailesi arasında istenmeyen bir gerginlik yaşandı. Olayın ardından taraflar karşılıklı açıklamalar yaptı. Sonrasında ise DEM Parti Silvan İlçe Örgütü ve ilçenin kanaat önderlerinin girişimiyle taraflar bir araya geldi, diyalog kuruldu ve aile belediyeden özür diledi. Bu gelişme, toplumsal barış adına elbette önemlidir. Ancak olayın ardından yapılan bazı açıklamalar, üzerinde düşünülmesi gereken başka bir gerçeği de ortaya çıkardı. Bir belediye yönetiminin, kendisini eleştiren ya da karşı karşıya geldiği vatandaşları kamuoyu önünde hedef gösterecek bir dil kullanması doğru değildir. Hele ki bunu belediye başkanlarının yapması, Silvan'ın alışık olmadığı bir yönetim anlayışını ortaya koymaktadır. Belediye başkanlığı makamı; öfkenin, polemiğin ya da kişisel hesaplaşmaların değil, sağduyunun ve birleştirici dilin makamıdır. Silvan'ın tarihinde birçok belediye başkanı görev yaptı. Sert tartışmalar da yaşandı, siyasi krizler de oldu. Fakat vatandaş ile belediye arasındaki meselelerin bu şekilde kamuoyuna taşınması ve kutuplaştırıcı bir dil kullanılması alışılmış bir durum değildi. Asıl sorgulanması gereken ise başka bir konudur. Bugün Silvan'ın en büyük sorunu gerçekten birkaç metrelik bir imar yolu mudur? Yoksa günlerdir kesilen sular mı? Yıllardır çözülemeyen altyapı sorunları mı? Kirli sokaklar mı? Kaldırımların işgal altında olması mı? Yağmur yağdığında göle dönen caddeler mi? Bozuk yollar, çukurlar ve bakımsız mahalleler mi? Vatandaş her gün bunları konuşurken belediye yönetiminin enerjisini tartışmalara harcaması, halkın beklentileriyle örtüşmüyor. Belediyecilik; basın açıklaması yapmakla değil, hizmet üretmekle ölçülür. Bir belediyenin başarısı sosyal medya paylaşımlarıyla değil, vatandaşın günlük yaşamındaki memnuniyetle değerlendirilir. Silvan'da yaşayan insanlar her gün aynı sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Su kesintileri artık olağan hale geldi. Temizlik hizmetleri birçok mahallede yetersiz kalıyor. Kaldırımlar esnaf işgali nedeniyle yayalara ait olmaktan çıktı. Ara sokakların büyük bölümü adeta köstebek yuvasını andırıyor. Vatandaş bunları konuşurken belediye ise çoğu zaman farklı gündemlerle meşgul görünüyor. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir. Bir başka önemli konu ise yöneticilerin vatandaşa yaklaşımıdır. Unutulmamalıdır ki belediye başkanları halkın üstünde değildir. Onlar halkın hizmetkârıdır. Kendilerine verilen oylar, kişisel bir ayrıcalık değil; halka hizmet etme sorumluluğudur. Vatandaşa tepeden bakan, eleştiriyi düşmanlık olarak gören, farklı düşünen herkesi karşı cephede gören bir anlayış, demokratik belediyecilik anlayışıyla bağdaşmaz. Silvan halkı kimseye biat etmedi. Kendi iradesiyle sandığa giderek tercihini yaptı. Verilen oylar bir kişiye değil, bir anlayışa, bir hizmet beklentisine verildi. Bu nedenle "Bize oy verdiniz." söylemi kadar, "Biz ne yaparsak doğrudur." anlayışı da kabul edilemez. Halk gerektiğinde alkışlar, gerektiğinde eleştirir. Demokrasinin özü de budur. Öte yandan Silvan'ın yalnızca hizmet eksiklikleriyle değil, güvenlik ve toplumsal düzen açısından da ciddi kaygıları bulunmaktadır. Son dönemde bölgede organize suç yapılanmaları, çeteleşme, gasp, kayırmacılık ve aile ilişkileri üzerinden kurulan çıkar ağları konusunda toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşmuştur. Doğu ve Güneydoğu'nun birçok kentinde olduğu gibi Silvan'da da belediyelerin halkla daha güçlü bağ kurması, toplumun yanında durması ve hukukun üstünlüğünü savunan net bir duruş sergilemesi gerekmektedir. Belediyeler; halkın desteğini arkasına alarak suç örgütlerine, çetelere ve toplumsal huzuru bozan yapılara karşı kararlı bir tavır göstermelidir. Bu mücadele siyasi değil, toplumsal bir sorumluluktur. Ancak bunun yolu halkı ötekileştirmekten değil, halkla omuz omuza yürümekten geçer. Son üç gündür Silvan'da yaşanan gelişmeler, birbirinden bağımsız birkaç olay olarak değerlendirilemez. Toplumda oluşan huzursuzluk, iletişim eksikliği ve hizmet beklentisinin karşılanmaması birikerek büyümektedir. Bugün yaşanan tartışmaların temelinde de bu birikmiş sorunların etkisi vardır. Silvan'ın ihtiyacı yeni tartışmalar değildir. Silvan'ın ihtiyacı; temiz sokaklar, kesintisiz su, sağlam yollar, düzenli altyapı, şeffaf yönetim ve vatandaşına saygı duyan bir belediyecilik anlayışıdır. Belediye yönetimleri eleştiriden korkmamalıdır. Eleştiri, doğru yönetimin pusulasıdır. Bugün yapılan yapıcı eleştiriler dikkate alınırsa yarın daha güçlü bir belediyecilik anlayışı ortaya çıkar. Aksi halde hizmet üretmeyen, eleştiriye tahammül göstermeyen ve halktan uzaklaşan her yönetim zamanla kendi meşruiyetini tartışılır hâle getirir. Silvan bunu hak etmiyor. Bu kadim kent, polemiklerle değil; hizmetle, üretimle, huzurla ve ortak akılla anılmayı hak ediyor.
Ekleme Tarihi: 30 Haziran 2026 -Salı
İhsan Yılmaz

Özür Dilemek Küçüklük Değildir, Halkı Dinlemek de Zayıflık Değildir

Bir toplumun büyüklüğü, hata yapmamasında değil; yaptığı hatayı kabul edip telafi edebilmesindedir. Aynı şekilde bir yöneticinin büyüklüğü de makamından değil, halkıyla kurduğu ilişkiden anlaşılır. Çünkü belediyeler, halka hizmet etmek için vardır; halka rağmen yönetmek için değil.

Geçtiğimiz gün Silvan'da imar yolu çalışmaları sırasında Silvan Belediyesi Eşbaşkanları ile Koç ailesi arasında istenmeyen bir gerginlik yaşandı. Olayın ardından taraflar karşılıklı açıklamalar yaptı. Sonrasında ise DEM Parti Silvan İlçe Örgütü ve ilçenin kanaat önderlerinin girişimiyle taraflar bir araya geldi, diyalog kuruldu ve aile belediyeden özür diledi. Bu gelişme, toplumsal barış adına elbette önemlidir.

Ancak olayın ardından yapılan bazı açıklamalar, üzerinde düşünülmesi gereken başka bir gerçeği de ortaya çıkardı.

Bir belediye yönetiminin, kendisini eleştiren ya da karşı karşıya geldiği vatandaşları kamuoyu önünde hedef gösterecek bir dil kullanması doğru değildir. Hele ki bunu belediye başkanlarının yapması, Silvan'ın alışık olmadığı bir yönetim anlayışını ortaya koymaktadır.

Belediye başkanlığı makamı; öfkenin, polemiğin ya da kişisel hesaplaşmaların değil, sağduyunun ve birleştirici dilin makamıdır.

Silvan'ın tarihinde birçok belediye başkanı görev yaptı. Sert tartışmalar da yaşandı, siyasi krizler de oldu. Fakat vatandaş ile belediye arasındaki meselelerin bu şekilde kamuoyuna taşınması ve kutuplaştırıcı bir dil kullanılması alışılmış bir durum değildi.

Asıl sorgulanması gereken ise başka bir konudur.

Bugün Silvan'ın en büyük sorunu gerçekten birkaç metrelik bir imar yolu mudur?

Yoksa günlerdir kesilen sular mı?

Yıllardır çözülemeyen altyapı sorunları mı?

Kirli sokaklar mı?

Kaldırımların işgal altında olması mı?

Yağmur yağdığında göle dönen caddeler mi?

Bozuk yollar, çukurlar ve bakımsız mahalleler mi?

Vatandaş her gün bunları konuşurken belediye yönetiminin enerjisini tartışmalara harcaması, halkın beklentileriyle örtüşmüyor.

Belediyecilik; basın açıklaması yapmakla değil, hizmet üretmekle ölçülür.

Bir belediyenin başarısı sosyal medya paylaşımlarıyla değil, vatandaşın günlük yaşamındaki memnuniyetle değerlendirilir.

Silvan'da yaşayan insanlar her gün aynı sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

Su kesintileri artık olağan hale geldi.

Temizlik hizmetleri birçok mahallede yetersiz kalıyor.

Kaldırımlar esnaf işgali nedeniyle yayalara ait olmaktan çıktı.

Ara sokakların büyük bölümü adeta köstebek yuvasını andırıyor.

Vatandaş bunları konuşurken belediye ise çoğu zaman farklı gündemlerle meşgul görünüyor.

Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir.

Bir başka önemli konu ise yöneticilerin vatandaşa yaklaşımıdır.

Unutulmamalıdır ki belediye başkanları halkın üstünde değildir.

Onlar halkın hizmetkârıdır.

Kendilerine verilen oylar, kişisel bir ayrıcalık değil; halka hizmet etme sorumluluğudur.

Vatandaşa tepeden bakan, eleştiriyi düşmanlık olarak gören, farklı düşünen herkesi karşı cephede gören bir anlayış, demokratik belediyecilik anlayışıyla bağdaşmaz.

Silvan halkı kimseye biat etmedi.

Kendi iradesiyle sandığa giderek tercihini yaptı.

Verilen oylar bir kişiye değil, bir anlayışa, bir hizmet beklentisine verildi.

Bu nedenle "Bize oy verdiniz." söylemi kadar, "Biz ne yaparsak doğrudur." anlayışı da kabul edilemez.

Halk gerektiğinde alkışlar, gerektiğinde eleştirir.

Demokrasinin özü de budur.

Öte yandan Silvan'ın yalnızca hizmet eksiklikleriyle değil, güvenlik ve toplumsal düzen açısından da ciddi kaygıları bulunmaktadır.

Son dönemde bölgede organize suç yapılanmaları, çeteleşme, gasp, kayırmacılık ve aile ilişkileri üzerinden kurulan çıkar ağları konusunda toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşmuştur.

Doğu ve Güneydoğu'nun birçok kentinde olduğu gibi Silvan'da da belediyelerin halkla daha güçlü bağ kurması, toplumun yanında durması ve hukukun üstünlüğünü savunan net bir duruş sergilemesi gerekmektedir.

Belediyeler; halkın desteğini arkasına alarak suç örgütlerine, çetelere ve toplumsal huzuru bozan yapılara karşı kararlı bir tavır göstermelidir.

Bu mücadele siyasi değil, toplumsal bir sorumluluktur.

Ancak bunun yolu halkı ötekileştirmekten değil, halkla omuz omuza yürümekten geçer.

Son üç gündür Silvan'da yaşanan gelişmeler, birbirinden bağımsız birkaç olay olarak değerlendirilemez.

Toplumda oluşan huzursuzluk, iletişim eksikliği ve hizmet beklentisinin karşılanmaması birikerek büyümektedir.

Bugün yaşanan tartışmaların temelinde de bu birikmiş sorunların etkisi vardır.

Silvan'ın ihtiyacı yeni tartışmalar değildir.

Silvan'ın ihtiyacı; temiz sokaklar, kesintisiz su, sağlam yollar, düzenli altyapı, şeffaf yönetim ve vatandaşına saygı duyan bir belediyecilik anlayışıdır.

Belediye yönetimleri eleştiriden korkmamalıdır.

Eleştiri, doğru yönetimin pusulasıdır.

Bugün yapılan yapıcı eleştiriler dikkate alınırsa yarın daha güçlü bir belediyecilik anlayışı ortaya çıkar.

Aksi halde hizmet üretmeyen, eleştiriye tahammül göstermeyen ve halktan uzaklaşan her yönetim zamanla kendi meşruiyetini tartışılır hâle getirir.

Silvan bunu hak etmiyor.

Bu kadim kent, polemiklerle değil; hizmetle, üretimle, huzurla ve ortak akılla anılmayı hak ediyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.