Sönmez Oto Centr
İhsan Yılmaz
Köşe Yazarı
İhsan Yılmaz
 

Kaldırımlar Kimin?

Diyarbakır ve tarih kokan ilçelerinde son yıllarda giderek büyüyen bir sorun var: kaldırım işgalleri. Yayaların güvenli ve rahat bir şekilde yürüyebilmesi için yapılan kaldırımlar, bugün birçok noktada esnafın ürün sergilediği alanlara, sabit seyyar satıcıların tezgâhlarına ve gelişi güzel bırakılan malzemelere dönüşmüş durumda. Sonuç olarak kazanan birkaç kişi olurken, kaybeden bütün şehir oluyor. Kaldırımların işgal edilmesi sadece görüntü kirliliği yaratmıyor; yaşlıların, engellilerin, çocuk arabası kullanan annelerin ve yayaların günlük yaşamını da zorlaştırıyor. Vatandaşlar çoğu zaman kaldırımlarda yürümek yerine araçların arasından geçmek zorunda kalıyor. Bu durum ise hem trafik güvenliğini tehlikeye atıyor hem de olası kazalara davetiye çıkarıyor. Üstelik bu durum yalnızca bir "düzen sorunu" değil, aynı zamanda hukuki bir ihlal niteliği taşıyor. Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili belediye mevzuatlarına göre yayalara ayrılmış alanların işgal edilmesi, kamu düzeninin ve trafik güvenliğinin bozulmasına neden oluyor. Belediyelerin zabıta ekipleri, kamuya ait alanların amacı dışında kullanılmasını önlemekle yükümlüdür. Birçok il ve ilçede uygulandığı gibi, kaldırımları işgal eden işletmelere idari para cezaları uygulanabilmekte, işgal edilen malzemeler hakkında yasal işlem yapılabilmektedir. Buna rağmen bazı bölgelerde denetimlerin yetersiz kalması nedeniyle sorun her geçen gün daha da büyüyor. Öte yandan yıllardır aynı noktada faaliyet gösteren ve fiilen sabit iş yeri gibi çalışan bazı seyyar satıcılar da ayrı bir tartışma konusu haline gelmiş durumda. Vergi veren, kira ödeyen ve yasal yükümlülüklerini yerine getiren işletmelerle hiçbir yükümlülüğü bulunmayan kayıt dışı satıcılar arasında ciddi bir haksız rekabet oluşuyor. Bu durum hem esnafı mağdur ediyor hem de kamu gelirlerinde kayba neden oluyor. Bu nedenle Maliye'nin de konuya daha fazla eğilmesi gerekiyor. Sürekli aynı noktada faaliyet gösteren ve ticari kazanç elde eden satıcıların kayıt altına alınması, vergilendirilmesi ve belirli kurallara tabi tutulması artık kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Diyarbakır gibi binlerce yıllık tarihe sahip bir kentin sokakları, düzensiz görüntülerle değil; estetiği, temizliği ve düzeniyle anılmalıdır. Sur içinden Silvan'a, Bismil'den Ergani'ye kadar her ilçede kaldırımlar yeniden yayalara ait olmalıdır. Çünkü şehirler kurallarla güzelleşir. Kaldırımlar işgal altında kaldıkça ne kent estetiğinden, ne trafik düzeninden, ne de çağdaş şehir yaşamından söz etmek mümkündür. Belediyeler, zabıta ekipleri, trafik birimleri ve Maliye ortak hareket ederek bu soruna kalıcı çözüm üretmelidir. Sorulması gereken soru çok basit: Kaldırımlar gerçekten yayaların mı, yoksa işgal edenlerin mi?
Ekleme Tarihi: 01 Haziran 2026 -Pazartesi
İhsan Yılmaz

Kaldırımlar Kimin?

Diyarbakır ve tarih kokan ilçelerinde son yıllarda giderek büyüyen bir sorun var: kaldırım işgalleri.

Yayaların güvenli ve rahat bir şekilde yürüyebilmesi için yapılan kaldırımlar, bugün birçok noktada esnafın ürün sergilediği alanlara, sabit seyyar satıcıların tezgâhlarına ve gelişi güzel bırakılan malzemelere dönüşmüş durumda. Sonuç olarak kazanan birkaç kişi olurken, kaybeden bütün şehir oluyor.

Kaldırımların işgal edilmesi sadece görüntü kirliliği yaratmıyor; yaşlıların, engellilerin, çocuk arabası kullanan annelerin ve yayaların günlük yaşamını da zorlaştırıyor. Vatandaşlar çoğu zaman kaldırımlarda yürümek yerine araçların arasından geçmek zorunda kalıyor. Bu durum ise hem trafik güvenliğini tehlikeye atıyor hem de olası kazalara davetiye çıkarıyor.

Üstelik bu durum yalnızca bir "düzen sorunu" değil, aynı zamanda hukuki bir ihlal niteliği taşıyor. Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili belediye mevzuatlarına göre yayalara ayrılmış alanların işgal edilmesi, kamu düzeninin ve trafik güvenliğinin bozulmasına neden oluyor. Belediyelerin zabıta ekipleri, kamuya ait alanların amacı dışında kullanılmasını önlemekle yükümlüdür.

Birçok il ve ilçede uygulandığı gibi, kaldırımları işgal eden işletmelere idari para cezaları uygulanabilmekte, işgal edilen malzemeler hakkında yasal işlem yapılabilmektedir. Buna rağmen bazı bölgelerde denetimlerin yetersiz kalması nedeniyle sorun her geçen gün daha da büyüyor.

Öte yandan yıllardır aynı noktada faaliyet gösteren ve fiilen sabit iş yeri gibi çalışan bazı seyyar satıcılar da ayrı bir tartışma konusu haline gelmiş durumda. Vergi veren, kira ödeyen ve yasal yükümlülüklerini yerine getiren işletmelerle hiçbir yükümlülüğü bulunmayan kayıt dışı satıcılar arasında ciddi bir haksız rekabet oluşuyor. Bu durum hem esnafı mağdur ediyor hem de kamu gelirlerinde kayba neden oluyor.

Bu nedenle Maliye'nin de konuya daha fazla eğilmesi gerekiyor. Sürekli aynı noktada faaliyet gösteren ve ticari kazanç elde eden satıcıların kayıt altına alınması, vergilendirilmesi ve belirli kurallara tabi tutulması artık kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Diyarbakır gibi binlerce yıllık tarihe sahip bir kentin sokakları, düzensiz görüntülerle değil; estetiği, temizliği ve düzeniyle anılmalıdır. Sur içinden Silvan'a, Bismil'den Ergani'ye kadar her ilçede kaldırımlar yeniden yayalara ait olmalıdır.

Çünkü şehirler kurallarla güzelleşir.

Kaldırımlar işgal altında kaldıkça ne kent estetiğinden, ne trafik düzeninden, ne de çağdaş şehir yaşamından söz etmek mümkündür. Belediyeler, zabıta ekipleri, trafik birimleri ve Maliye ortak hareket ederek bu soruna kalıcı çözüm üretmelidir.

Sorulması gereken soru çok basit:

Kaldırımlar gerçekten yayaların mı, yoksa işgal edenlerin mi?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.