Siyasette hafıza önemlidir. Hele ki oy aldığınız kitlelerin hafızasını küçümsemek, siyasetin en büyük hatalarından biridir. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ın son günlerde DEM Parti ve Kürt seçmenlere ilişkin yaptığı açıklamalar tam da bu nedenle tartışma yaratmıştır.
Erkan Baş, bir röportajında DEM Parti’nin önümüzdeki seçimlerde ana dili Kürtçe olan bir aday çıkarması halinde ortaklaşamayabileceklerini ifade etti. Gelen tepkilerin ardından ise sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek, “Tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur” açıklamasını yaptı.
Ancak siyasette bazen ilk söylenen söz, sonradan yapılan düzeltmelerden daha fazla iz bırakır.
Bugün Türkiye İşçi Partisi’nin Meclis’te elde ettiği siyasi görünürlüğün önemli bir bölümünün, geçmiş seçimlerde DEM Parti seçmeninin verdiği destek sayesinde gerçekleştiği gerçeği ortadadır. Özellikle Kürt illerinde ve büyükşehirlerde DEM Parti seçmeninin desteği olmasaydı TİP’in bugünkü temsiliyet gücüne ulaşması çok daha zor olurdu.
Hal böyleyken, Kürt seçmenin hassasiyet gösterdiği bir konuda kullanılan ifadeler doğal olarak tepki çekmektedir. Çünkü mesele yalnızca bir adayın ana dili değildir. Mesele, yıllardır eşit yurttaşlık, kimlik ve temsil mücadelesi veren milyonlarca Kürdün kendisini siyasette nasıl gördüğü ve nasıl görmek istediğidir.
Elbette her siyasi partinin kendi programı, kendi aday tercihleri ve kendi siyasi öncelikleri vardır. Buna kimse itiraz edemez. Ancak Kürtlerin desteğiyle siyaset alanını genişleten bir partinin, Kürt seçmenin duyarlılıklarını daha dikkatli gözetmesi beklenir.
Erkan Baş’ın sonradan yaptığı açıklamada program ve siyasi perspektif farklılıklarına vurgu yapması daha anlaşılır bir zemindir. Çünkü siyasi ayrılıklar program üzerinden tartışılır. Demokrasi de bunu gerektirir. Ancak tartışmanın merkezine bir adayın ana dilinin girmiş olması, ister istemez farklı yorumlara kapı aralamıştır.
Kürtler yıllardır yalnızca oy veren bir topluluk olarak değil, aynı zamanda kendi kimliğiyle, diliyle ve kültürüyle siyasette özne olmak istiyor. Bu nedenle kullanılan her cümle dikkatle seçilmelidir. Çünkü bazen bir kelime, yıllarca kurulan güven ilişkisini zedeleyebilir.
Bugün yapılması gereken şey karşılıklı polemikler değil, açık ve samimi bir siyasi muhasebedir. Kürt seçmen artık sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle olmak istemiyor. Destek verdiği siyasetçilerin de kendisine aynı açıklık ve samimiyetle yaklaşmasını bekliyor.
Siyasetin temel kuralı nettir: Halkın oyuyla yükselenler, o halkın hassasiyetlerine sırtını dönemez. Kürtlerin oylarıyla güç kazanıp, Kürtlerin temsil talepleri söz konusu olduğunda mesafe koyan her yaklaşım er ya da geç seçmenin vicdanında sorgulanacaktır.