İhsan Yılmaz
Köşe Yazarı
İhsan Yılmaz
 

Senatör’den İnsanlık Çağrısı

ABD’li Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham’ın yaptığı çağrı, Ortadoğu’nun vicdanına tutulmuş sert bir aynadır. “Suriye’deki Kürt müttefiklerimize karşı bir kan banyosunu önlemek için çalışıyorum” diyen bir Amerikalı, hem de gayrimüslim bir senatör… İnsanlık adına konuşuyor, kanın durmasını istiyor, bölge ülkelerine sorumluluk hatırlatıyor. Peki bu çağrı en çok kimin yüzünü kızartmalı? Graham, açıkça Suudi Arabistan’a sesleniyor; Suriye hükümeti üzerindeki etkisini kullanmasını, daha fazla kaosa izin vermemesini istiyor. Yani bir senatör, Müslüman ülkelerin merkezinde yer alan bir güce, “İnsanlık adına elini taşın altına koy” diyor. Bu çağrının manidarlığı tam da burada başlıyor. Kur’an’ın ayetleri ortadayken… Masum canın kutsallığı, haksız yere cana kıymanın bütün insanlığı öldürmekle bir tutulduğu hükümler apaçıkken… “Bir canı kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibidir” ilahi ölçüsü dururken… Bugün, Kürt coğrafyasında kan akarken, bir Amerikalı senatörün “artık yeter” demesi, Müslümanım diyen iktidarların suskunluğunu daha da ağırlaştırmıyor mu? Kürtler, bu coğrafyada yüzyıllardır Müslüman. Namazıyla, duasıyla, inancıyla… Ama ne hikmetse söz konusu hak, adalet ve yaşam hakkı olunca “din kardeşliği” söylemi buharlaşıyor. Kürtler hedef alındığında, şehirleri yakılıp yıkıldığında, çocukları göç yollarına düştüğünde; İslam dünyasının büyük kısmı ya susuyor ya da seyirci kalıyor. İşte bu suskunluk, bugün Graham’ın çağrısını bu kadar sarsıcı kılıyor. Sorulması gereken soru çok basit ama çok ağır: Müslüman ülkeler, Müslüman bir halk olan Kürtler söz konusu olduğunda neden bu kadar sessiz? Neden insanlık çağrısı, bir senatörün ağzından yükseliyor da minberlerden, saraylardan, zirvelerden yükselmiyor? Bu tablo bize acı bir gerçeği gösteriyor: Sorun din değil; sorun ikiyüzlülük. Sorun iman değil; sorun çıkar hesapları. Bugün Kürtlere karşı bir kan gölü oluşturulmak istenirken, buna karşı ses yükseltenlerin başında bir Amerikalı senatörün olması, İslam dünyası için tarihi bir utançtır. Bu çağrı, sadece Suriye’ye ya da Suudi Arabistan’a değil; “biz Müslümanız” diyerek susan herkese yöneliktir. Eğer insanlık adına konuşmayı başkalarına bırakmışsak, Eğer adaleti başkalarından duymaya alışmışsak, Eğer mazlumun feryadı Washington’dan duyulup Mekke’den, Medine’den, Kahire’den, Ankara’dan duyulmuyorsa… Burada durup düşünmek gerekir. Belki de asıl soru şudur: Bugün bir senatör “kan durmalı” diyorsa, biz neyi savunuyoruz? Ve daha acısı: Biraz olsun utanmadık mı? Bu çağrı, bir dış politika metni değil; bir vicdan belgesidir. Ve bu belge, Ortadoğu’nun aynasında hepimizin yüzünü göstermektedir. Saygılarımla
Ekleme Tarihi: 01 Şubat 2026 -Pazar
İhsan Yılmaz

Senatör’den İnsanlık Çağrısı

ABD’li Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham’ın yaptığı çağrı, Ortadoğu’nun vicdanına tutulmuş sert bir aynadır. “Suriye’deki Kürt müttefiklerimize karşı bir kan banyosunu önlemek için çalışıyorum” diyen bir Amerikalı, hem de gayrimüslim bir senatör… İnsanlık adına konuşuyor, kanın durmasını istiyor, bölge ülkelerine sorumluluk hatırlatıyor. Peki bu çağrı en çok kimin yüzünü kızartmalı?

Graham, açıkça Suudi Arabistan’a sesleniyor; Suriye hükümeti üzerindeki etkisini kullanmasını, daha fazla kaosa izin vermemesini istiyor. Yani bir senatör, Müslüman ülkelerin merkezinde yer alan bir güce, “İnsanlık adına elini taşın altına koy” diyor. Bu çağrının manidarlığı tam da burada başlıyor.
Kur’an’ın ayetleri ortadayken…

Masum canın kutsallığı, haksız yere cana kıymanın bütün insanlığı öldürmekle bir tutulduğu hükümler apaçıkken…

“Bir canı kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibidir” ilahi ölçüsü dururken…
Bugün, Kürt coğrafyasında kan akarken, bir Amerikalı senatörün “artık yeter” demesi, Müslümanım diyen iktidarların suskunluğunu daha da ağırlaştırmıyor mu?

Kürtler, bu coğrafyada yüzyıllardır Müslüman. Namazıyla, duasıyla, inancıyla… Ama ne hikmetse söz konusu hak, adalet ve yaşam hakkı olunca “din kardeşliği” söylemi buharlaşıyor. Kürtler hedef alındığında, şehirleri yakılıp yıkıldığında, çocukları göç yollarına düştüğünde; İslam dünyasının büyük kısmı ya susuyor ya da seyirci kalıyor. İşte bu suskunluk, bugün Graham’ın çağrısını bu kadar sarsıcı kılıyor.

Sorulması gereken soru çok basit ama çok ağır:
Müslüman ülkeler, Müslüman bir halk olan Kürtler söz konusu olduğunda neden bu kadar sessiz?
Neden insanlık çağrısı, bir senatörün ağzından yükseliyor da minberlerden, saraylardan, zirvelerden yükselmiyor?

Bu tablo bize acı bir gerçeği gösteriyor:
Sorun din değil; sorun ikiyüzlülük.
Sorun iman değil; sorun çıkar hesapları.
Bugün Kürtlere karşı bir kan gölü oluşturulmak istenirken, buna karşı ses yükseltenlerin başında bir Amerikalı senatörün olması, İslam dünyası için tarihi bir utançtır. Bu çağrı, sadece Suriye’ye ya da Suudi Arabistan’a değil; “biz Müslümanız” diyerek susan herkese yöneliktir.
Eğer insanlık adına konuşmayı başkalarına bırakmışsak,

Eğer adaleti başkalarından duymaya alışmışsak,
Eğer mazlumun feryadı Washington’dan duyulup Mekke’den, Medine’den, Kahire’den, Ankara’dan duyulmuyorsa…

Burada durup düşünmek gerekir.
Belki de asıl soru şudur:
Bugün bir senatör “kan durmalı” diyorsa, biz neyi savunuyoruz?

Ve daha acısı: Biraz olsun utanmadık mı?
Bu çağrı, bir dış politika metni değil; bir vicdan belgesidir. Ve bu belge, Ortadoğu’nun aynasında hepimizin yüzünü göstermektedir. Saygılarımla

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.