İhsan Yılmaz
Köşe Yazarı
İhsan Yılmaz
 

Tarihi Silvan Surları Neden Sahipsiz?

Dünyada dolgu sistemiyle inşa edilen tek kale şehri olan Silvan Kalesi ve tarihi surlar, kaçak yapılaşma, koruma bandı ihlali, bakımsızlık ve yetkili kurumların duyarsızlığı nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kadim miras adım adım çürürken, Silvan’ın tarihine sahip çıkılması için acil çağrı yapılıyor. Dünyada dolgu sistemiyle inşa edilen tek kale şehrinin sessiz çığlığı… Silvan… Binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan, her taşında tarih kokan, Mezopotamya’nın kadim şehirlerinden biri… Ama ne yazık ki bugün dünyanın en nadir savunma mimarilerinden birine sahip olan Silvan Kalesi ve tarihi surlar, sessiz bir çürümenin ortasında göz göre göre yok oluyor. Dünyada Eşi Benzeri Yok: Dolgu Sistemli Kale Şehir Silvan surlarının önemi sadece Diyarbakır’ın ya da bölgenin değil, tüm dünyanın ilgisini hak ediyor. Çünkü Silvan Kalesi, dünyada dolgu sistemi ile inşa edilen tek kale şehir olarak biliniyor. Bu özelliğiyle mimari, askeri ve arkeolojik açıdan eşsiz bir değere sahip. Fakat bütün bu benzersizliğe rağmen surların bugünkü hali iç acıtıcı. Harabeye dönmüş duvarlar, çöken taşlar, sur dibindeki kaçak yapılar, çöplerle dolan koruma alanları ve yetkililerin umursamazlığı… Tarih adeta kendi kendine “beni kurtarın” diye haykırıyor. Sur Diplerine Kaçak Yapılaşma: Tarihe Vurulan En Büyük Darbe Silvan surlarının en çok zarar gördüğü noktalardan biri kontrolsüz yapılaşma. Surların dibine kadar uzanan evler, bahçeler, eklentiler… Kimi kaçak, kimi göz yumulmuş, kimi de plansızlık yüzünden zamanla oraya yerleşmiş. Bu durum sadece sur dokusunu bozmuyor; aynı zamanda kazı, restorasyon ve koruma çalışmalarını da imkânsız hale getiriyor. Bir dünya mirasının dibine beton dökülür mü? Silvan’da dökülüyor… Koruma Bandı İhlali: Kanun Var, Uygulayan Yok Silvan surlarının etrafı aslında kanunen “koruma bandı” ilan edilmiş durumda. Bu bandın amacı surları hem fiziksel tehditlerden korumak hem de kültürel görünümünü muhafaza etmek. Kağıt üzerinde koruma var, sahada ise tam tersi: Koruma bandı içi kaçak yapılarla dolu, denetim yok, yaptırım yok. Peki bu ihlali kim durduracak? Yetkiler belli, kurumlar belli. Ama yıllardır bu düzen bozulmuyor, bozulmak istenmiyor. Temizlik Yok, Bakım Yok: Tarihi Eser mi, Terk Edilmiş Alan mı? Surların çevresi çoğu noktada çöplerle, molozlarla, plastik atıklarla dolu. Tarihi bir eserden çok, yıllardır kaderine terk edilmiş bir boş arazi görüntüsü veriyor. Kalenin içi de dışı da düzenli bir bakım görmüyor. Ne çevre düzenlemesi var ne turistik bir rota… Aydınlatma yok, yönlendirme yok, tanıtım yok. Şehrin tam merkezinde dünya mirası yatıyor ama kimse dönüp bakmıyor. Yetkililerin Duyarsızlığı: Asıl Yıkım Burada En acı olanı ise şu: Surların sorunları yeni değil; yıllardır konuşuluyor, yazılıyor, söyleniyor. Ama değişen hiçbir şey yok. Belediye, kaymakamlık, valilik, Kültür Müdürlüğü… Her kurumun yetki alanı var ama hiçbir kurumun sahiplenme iradesi yok. Tarih kendini koruyamaz; onu korumak devletin, belediyenin ve toplumun görevidir. Ancak Silvan’da tarih, kaderine terk edilmiş durumda. Silvan, Potansiyelini Kendi Elleriyle Yok Ediyor Turizm bölgedeki en güçlü kalkınma araçlarından biridir. Silvan’ın sahip olduğu surlar, Malabadi Köprüsü ve Mor Kiryakus geleneğiyle birlikte bir turizm üçgeni oluşturabilecek güçte. Ama önce değerini bilmek, sonra korumak gerekiyor. Silvan surları restore edilse, yürüyüş yolları açılsa, tanıtımı yapılsa, kaçak yapılar kaldırılıp tarihi doku ortaya çıkarılsa… Silvan sadece bölgesel değil, ulusal çapta turizm çekim merkezi olabilir. Bugün ise bu dev potansiyelin üstü betonla, çöp yığınlarıyla ve ilgisizlikle örtülmüş durumda. Silvan Surları Sahipsiz Değil, Sahiplenilmeyi Bekliyor Bazen bir şehir kendi tarihine sahip çıkmadığı için kaybeder. Silvan tam da bu yolda ilerliyor. Tarihi surlar çökmeden, taşlar tamamen dağılmadan, dünya mirası yok olmadan yapılacak tek şey var: Yetkililer artık görevini yapmalı. Denetim, koruma, restorasyon, temizlik, planlama, projelendirme… Bunlar bir lütuf değil, bir zorunluluk. Silvan surları sahipsiz değildir; sadece sahip çıkılmasını bekliyor. Bu ses, tarihin sesidir… Duyan olur mu?  
Ekleme Tarihi: 19 Kasım 2025 -Çarşamba
İhsan Yılmaz

Tarihi Silvan Surları Neden Sahipsiz?

Dünyada dolgu sistemiyle inşa edilen tek kale şehri olan Silvan Kalesi ve tarihi surlar, kaçak yapılaşma, koruma bandı ihlali, bakımsızlık ve yetkili kurumların duyarsızlığı nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kadim miras adım adım çürürken, Silvan’ın tarihine sahip çıkılması için acil çağrı yapılıyor.

Dünyada dolgu sistemiyle inşa edilen tek kale şehrinin sessiz çığlığı…

Silvan… Binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan, her taşında tarih kokan, Mezopotamya’nın kadim şehirlerinden biri…
Ama ne yazık ki bugün dünyanın en nadir savunma mimarilerinden birine sahip olan Silvan Kalesi ve tarihi surlar, sessiz bir çürümenin ortasında göz göre göre yok oluyor.

Dünyada Eşi Benzeri Yok: Dolgu Sistemli Kale Şehir

Silvan surlarının önemi sadece Diyarbakır’ın ya da bölgenin değil, tüm dünyanın ilgisini hak ediyor. Çünkü Silvan Kalesi, dünyada dolgu sistemi ile inşa edilen tek kale şehir olarak biliniyor.

Bu özelliğiyle mimari, askeri ve arkeolojik açıdan eşsiz bir değere sahip.

Fakat bütün bu benzersizliğe rağmen surların bugünkü hali iç acıtıcı.
Harabeye dönmüş duvarlar, çöken taşlar, sur dibindeki kaçak yapılar, çöplerle dolan koruma alanları ve yetkililerin umursamazlığı…

Tarih adeta kendi kendine “beni kurtarın” diye haykırıyor.

Sur Diplerine Kaçak Yapılaşma: Tarihe Vurulan En Büyük Darbe

Silvan surlarının en çok zarar gördüğü noktalardan biri kontrolsüz yapılaşma.

Surların dibine kadar uzanan evler, bahçeler, eklentiler…
Kimi kaçak, kimi göz yumulmuş, kimi de plansızlık yüzünden zamanla oraya yerleşmiş.

Bu durum sadece sur dokusunu bozmuyor; aynı zamanda kazı, restorasyon ve koruma çalışmalarını da imkânsız hale getiriyor.

Bir dünya mirasının dibine beton dökülür mü?
Silvan’da dökülüyor…

Koruma Bandı İhlali: Kanun Var, Uygulayan Yok

Silvan surlarının etrafı aslında kanunen “koruma bandı” ilan edilmiş durumda.

Bu bandın amacı surları hem fiziksel tehditlerden korumak hem de kültürel görünümünü muhafaza etmek.

Kağıt üzerinde koruma var, sahada ise tam tersi:
Koruma bandı içi kaçak yapılarla dolu, denetim yok, yaptırım yok.

Peki bu ihlali kim durduracak?
Yetkiler belli, kurumlar belli.
Ama yıllardır bu düzen bozulmuyor, bozulmak istenmiyor.

Temizlik Yok, Bakım Yok: Tarihi Eser mi, Terk Edilmiş Alan mı?

Surların çevresi çoğu noktada çöplerle, molozlarla, plastik atıklarla dolu.

Tarihi bir eserden çok, yıllardır kaderine terk edilmiş bir boş arazi görüntüsü veriyor.

Kalenin içi de dışı da düzenli bir bakım görmüyor.
Ne çevre düzenlemesi var ne turistik bir rota…
Aydınlatma yok, yönlendirme yok, tanıtım yok.

Şehrin tam merkezinde dünya mirası yatıyor ama kimse dönüp bakmıyor.

Yetkililerin Duyarsızlığı: Asıl Yıkım Burada

En acı olanı ise şu:
Surların sorunları yeni değil; yıllardır konuşuluyor, yazılıyor, söyleniyor.
Ama değişen hiçbir şey yok.

Belediye, kaymakamlık, valilik, Kültür Müdürlüğü…
Her kurumun yetki alanı var ama hiçbir kurumun sahiplenme iradesi yok.

Tarih kendini koruyamaz; onu korumak devletin, belediyenin ve toplumun görevidir.
Ancak Silvan’da tarih, kaderine terk edilmiş durumda.

Silvan, Potansiyelini Kendi Elleriyle Yok Ediyor

Turizm bölgedeki en güçlü kalkınma araçlarından biridir.

Silvan’ın sahip olduğu surlar, Malabadi Köprüsü ve Mor Kiryakus geleneğiyle birlikte bir turizm üçgeni oluşturabilecek güçte.

Ama önce değerini bilmek, sonra korumak gerekiyor.

Silvan surları restore edilse, yürüyüş yolları açılsa, tanıtımı yapılsa, kaçak yapılar kaldırılıp tarihi doku ortaya çıkarılsa…
Silvan sadece bölgesel değil, ulusal çapta turizm çekim merkezi olabilir.

Bugün ise bu dev potansiyelin üstü betonla, çöp yığınlarıyla ve ilgisizlikle örtülmüş durumda.

Silvan Surları Sahipsiz Değil, Sahiplenilmeyi Bekliyor

Bazen bir şehir kendi tarihine sahip çıkmadığı için kaybeder.

Silvan tam da bu yolda ilerliyor.

Tarihi surlar çökmeden, taşlar tamamen dağılmadan, dünya mirası yok olmadan yapılacak tek şey var:

Yetkililer artık görevini yapmalı.

Denetim, koruma, restorasyon, temizlik, planlama, projelendirme…
Bunlar bir lütuf değil, bir zorunluluk.

Silvan surları sahipsiz değildir;
sadece sahip çıkılmasını bekliyor.

Bu ses, tarihin sesidir…
Duyan olur mu?

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.