Selahattin Demirtaş’ın tahliye edileceğine yönelik beklentiler giderek güçleniyor. Ancak cezaevi kapısının açılıp açılmayacağını siyasi söylemler değil; yapılacak yasal düzenlemelerin kapsamı, yüksek mahkeme kararları ve bu kararların uygulanması belirleyecek.
Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016’dan bu yana cezaevinde. Aradan geçen yaklaşık on yıl, yalnızca bir siyasetçinin tutukluluk ve yargılanma süreci olarak görülmedi. Demirtaş’ın cezaevinde tutulması; hukuk, siyaset, toplumsal barış ve Kürt meselesi etrafındaki tartışmaların en önemli başlıklarından biri hâline geldi.
Bugünlerde kamuoyunda aynı soru yeniden yüksek sesle soruluyor:
Selahattin Demirtaş cezaevinden çıkacak mı?
PKK’nin silahsızlanmasına ve yeni bir hukuki sürecin oluşturulmasına yönelik çalışmalar, Demirtaş’ın tahliye edilebileceği yönündeki beklentileri artırıyor. Sokakta, sosyal medyada ve siyasi çevrelerde “Bu süreç Demirtaş’ın özgürlüğüne kavuşmasını da sağlar mı?” sorusu konuşuluyor.
Ancak beklenti ile hukuki gerçeklik arasına kalın bir çizgi çekmek gerekiyor.
Demirtaş yaklaşık on yıldır cezaevinde
HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016’da tutuklandı. Demirtaş hakkındaki davalar, verilen kararlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal hükümleri, yıllardır hem Türkiye’de hem de uluslararası kamuoyunda tartışılıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, 22 Aralık 2020 tarihli kararında Demirtaş’ın derhâl serbest bırakılması için gerekli tedbirlerin alınmasına hükmetmişti. AİHM, 8 Temmuz 2025’te açıkladığı başka bir kararında da 20 Eylül 2019’dan sonraki tutukluluk bakımından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin çeşitli maddelerinin ihlal edildiği sonucuna vardı.
Buna karşılık Demirtaş, Kobani davasında 16 Mayıs 2024’te çeşitli suçlardan toplam 42 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Yargılama süreci ve verilen hükümlere ilişkin kanun yolu aşamaları, Demirtaş’ın hukuki durumunun tek bir siyasi açıklama veya düzenlemeyle değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.
Yeni yasa doğrudan tahliye anlamına gelir mi?
Silahsızlanma süreci kapsamında hazırlanacak veya kabul edilecek her yasal düzenleme, Demirtaş’ın kendiliğinden tahliye edileceği anlamına gelmez. Bunun için düzenlemenin kapsamına, geçici maddelerine, hangi suçları içerdiğine ve kesinleşmiş ya da devam eden davalara nasıl uygulanacağına bakılması gerekir.
Bir yasa Demirtaş’ın hukuki durumunu etkileyebilir; yeniden yargılama, infaz düzenlemesi veya tahliye değerlendirmesinin önünü açabilir. Fakat bunun gerçekleşebilmesi için açık bir hukuki dayanak ve yetkili mahkemelerin vereceği karar gerekir.
Dolayısıyla bugün için “Demirtaş kesin çıkacak” demek de “Hiçbir şartta çıkamaz” demek de hukuki bir değerlendirmeden çok siyasi tahmin olur.
Halk arasında umut neden büyüyor?
Demirtaş’ın tahliye edileceği yönündeki beklentinin güçlenmesinin birkaç nedeni var. Siyasi söylemin değişmesi, silahsızlanma tartışmalarının hız kazanması ve toplumsal barış vurgusunun yeniden öne çıkması bunların başında geliyor.
Özellikle Kürt seçmenlerin önemli bir bölümünde, yeni bir sürecin samimiyetinin yalnızca silahların bırakılmasıyla değil; hukuk, adalet ve siyasal temsil alanında atılacak adımlarla ölçüleceği düşüncesi hâkim.
Demirtaş da bu beklentinin en güçlü sembollerinden biri.
Bu nedenle onun tahliyesi, destekleyenler açısından yalnızca bir kişinin cezaevinden çıkması değil; yeni dönemin başladığını gösterecek siyasi ve toplumsal bir işaret olarak görülüyor. Karşı çıkan kesimler ise devam eden davaları ve mahkûmiyet kararlarını hatırlatarak tahliye tartışmalarına itiraz ediyor.
Tahliye kararı siyasetin değil, hukukun konusu olmalı
Türkiye geçmişte çözüm sürecini yaşadı; ardından yeniden çatışmalı bir döneme girdi. Şimdi yeni bir sayfa açılacaksa bu sayfanın yalnızca siyasi hesaplarla değil, hukuk ve toplumsal güven temelinde yazılması gerekiyor.
Demirtaş’ın tahliyesi de kulis bilgileriyle, fal diliyle veya “üç vakte kadar” gibi ifadelerle tartışılmamalı. Dosyalar, mahkeme kararları, AİHM hükümleri ve yapılacak yasal düzenlemeler açık biçimde ortaya konulmalı.
Toplumun bir kesiminde Demirtaş’ın yakın zamanda cezaevinden çıkacağına ilişkin güçlü bir umut bulunduğu görülüyor. Fakat bu umut henüz kesinleşmiş bir tahliye kararına dönüşmüş değil.
Cezaevi kapısının açılıp açılmayacağını söylentiler değil; çıkarılacak yasanın gerçek kapsamı, yüksek mahkemelerin kararları ve bu kararların uygulanıp uygulanmayacağı belirleyecek.
Kısacası Demirtaş’ın özgürlüğüne kavuşma ihtimali geçmiş yıllara göre daha fazla konuşuluyor. Ancak “çıkacak mı?” sorusunun bugün verilebilecek en dürüst cevabı şudur:
Siyasi hava tahliye beklentisini büyütüyor; fakat hukuki anahtar henüz cezaevi kapısına takılmış değil.