İhsan Yılmaz
Köşe Yazarı
İhsan Yılmaz
 

Güvenlik Biterse Özgürlükten Söz Edemeyiz

Bir toplumda özgürlükten söz edebilmenin ilk şartlarından biri, insanların kendilerini güvende hissetmesidir. İnsan evinden çıktığında başına ne geleceğini düşünüyorsa, esnaf kepengini açarken tehdit edilmekten korkuyorsa, anne-babalar çocuklarını sokağa gönderirken tedirgin oluyorsa, orada ciddi bir toplumsal güvenlik sorunu vardır. Çünkü güvenlik biterse, özgürlük de kâğıt üzerinde kalan bir kavrama dönüşür. Bugün sokaklarımızda görmezden gelemeyeceğimiz sorunlarla karşı karşıyayız. Uyuşturucu satışı ve kullanımı, tehdit, şantaj, haraç, gasp, işyerlerine yönelik silahlı saldırılar ve özellikle ruhsatsız silahların giderek yaygınlaşması toplumda ciddi bir tedirginlik yaratıyor. Bir esnafın işyerine silahla saldırılabiliyorsa, bir vatandaş tehdit edildiğinde kendisini çaresiz hissediyorsa, gençler uyuşturucunun pençesine düşüyorsa yalnızca meydana gelen olayları konuşmak yetmez. Artık sorunun kaynağına inmek ve kalıcı çözümler üretmek gerekiyor. Sokakları Yeniden Güvenli Hale Getirmeliyiz Devletin temel görevlerinden biri vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Bunun için mevcut yasaların etkin uygulanmasının yanı sıra ihtiyaç duyulan alanlarda yeni yasal düzenlemeler de gündeme alınmalıdır. Ancak mesele yalnızca cezaları artırmak değildir. Suç örgütlerinin ekonomik kaynaklarının kesilmesi, uyuşturucu ticaretinin önlenmesi, tehdit ve şantaja uğrayan vatandaşların etkin biçimde korunması, ruhsatsız silahlarla kararlı şekilde mücadele edilmesi ve suçtan elde edilen gelirlerin takip edilmesi gerekir. Vatandaş suç duyurusunda bulunduğunda, “Şimdi başıma daha büyük bir şey gelir mi?” diye düşünmemelidir. Esnaf dükkânını açarken korkmamalıdır. Bir insan evine giderken arkasına bakmak zorunda kalmamalıdır. Gençlerimizi uyuşturucu satıcılarına, ailelerimizi yasa dışı bahis ve kumar düzenine, sokaklarımızı ise çetelere ve ruhsatsız silahlara teslim edemeyiz. Bahis Sadece Para Kaybettirmiyor Üzerinde özellikle durulması gereken bir başka mesele de yasa dışı bahis ve kumardır. Bu sorun artık yalnızca “para kaybetme” meselesi değildir. Borç batağına sürüklenen insanlar, dağılan aileler, bozulan evlilikler ve ağır psikolojik baskı altında kalan bireyler var. Kaybedilen para belki yeniden kazanılabilir; ancak dağılan bir ailenin, kaybedilen güvenin ve sönen umutların telafisi her zaman mümkün olmuyor. Borçlarının altında ezilen bazı insanlar çıkış yolu bulamadıklarında yaşamlarına son vermeyi dahi düşünebiliyor. Bu nedenle meseleye yalnızca adli bir vaka olarak bakmak büyük hata olur. İnsanları bu noktaya gelmeden koruyacak sosyal, ekonomik ve psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. Yasa dışı bahis ağlarının reklamından para transferlerine, dijital erişiminden örgütlü yapılarına kadar bütün zincirin üzerine gidilmelidir. Gençlerimizi Kaybetmeyelim Uyuşturucu ve yasa dışı bahis özellikle gençleri hedef alıyor. Kolay para kazanma hayaliyle başlayan bir bahis kısa süre sonra borca; borç aile içi çatışmaya, tehdide ve daha büyük bir çıkmaza dönüşebiliyor. Uyuşturucu da benzer biçimde yalnızca kullanan kişiyi değil, bütün ailesini ve yaşadığı çevreyi yaralıyor. Bu nedenle güvenliği yalnızca daha fazla polis veya daha ağır cezalar üzerinden tartışmak eksik kalır. Eğitim, istihdam, spor, kültür, rehabilitasyon ve sosyal destek politikaları güvenlik politikasının ayrılmaz parçaları olmalıdır. Suç gerçekleştikten sonra faili yakalamak elbette önemlidir. Ancak bir gencin suça veya bağımlılığa sürüklenmesini baştan engellemek çok daha değerlidir. “Susma”: Sokaklar Çetelere ve Ruhsatsız Silahlara Teslim Edilemez Tam da böyle bir dönemde Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin (GGC) başlattığı “Susma: Sokaklar Çetelere ve Ruhsatsız Silahlara Teslim Edilemez” kampanyasını son derece önemli buluyorum. GGC Başkanı Felat Bozarslan’ın öncülüğünde yürütülen bu çalışma, yaşanan güvenlik sorununa karşı toplumun sessiz kalmaması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Bozarslan ve GGC yönetimi bu konuda ciddi bir enerji ve emek harcarken, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra siyasi partilerin il başkanları ve yöneticilerinin de kampanyaya destek vermesi önemli bir toplumsal dayanışma örneğidir. Çünkü mesele herhangi bir siyasi partinin, kurumun veya grubun meselesi değildir. Mesele hepimizin meselesidir. Kurşunun siyasi görüşü olmaz. Uyuşturucu bir eve girdiğinde o ailenin hangi partiye oy verdiğine bakmaz. Bir esnafın işyeri kurşunlandığında, bir genç uyuşturucuya sürüklendiğinde, bir aile yasa dışı bahis nedeniyle dağıldığında acının kimliği olmaz. Bu nedenle GGC’nin yükselttiği “Susma” çağrısı yalnızca gazetecilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin sahiplenmesi gereken bir çağrıdır. Basının görevi sadece yaşanan olayları haberleştirmek değildir. Bazen toplumsal bir yaraya dikkat çekmek, kamuoyu oluşturmak ve çözüm için kurumları harekete geçirmek de gazeteciliğin önemli sorumluluklarından biridir. Bu kampanyanın da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Korkmadan Yaşamak İstiyoruz İnsanların talebi aslında çok basit: Akşam evine korkmadan yürümek… Çocuğunu sokağa gönül rahatlığıyla göndermek… Esnafın dükkânını tehdit edilmeden açabilmesi… Bir vatandaşın haraç, şantaj veya tehditle karşılaştığında devletin kendisini koruyacağına inanması… Bir gencin uyuşturucuya değil, geleceğine tutunması… Bir ailenin yasa dışı bahis yüzünden dağılmaması… Bunlar lüks değil, vatandaşın en temel haklarıdır. Bu nedenle TBMM’nin, ilgili bakanlıkların, yerel yönetimlerin, güvenlik birimlerinin, siyasi partilerin, eğitim kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve basının meseleyi birlikte ele alması gerekiyor. Özellikle ruhsatsız silahlanma, organize suç, uyuşturucu, tehdit, şantaj, haraç ve yasa dışı bahis konusunda caydırıcılığı artıracak yasal düzenlemelerin ciddi biçimde tartışılması gerektiğine inanıyorum. Sadece suç işlendikten sonra müdahale eden değil, suçu ortaya çıkaran koşulları da ortadan kaldıran kapsamlı bir güvenlik ve sosyal politika anlayışına ihtiyacımız var. Çünkü özgürlük, insanın yalnızca düşüncesini söyleyebilmesi değildir. Özgürlük; çocuğunu sokağa gönderirken korkmamaktır. Özgürlük; dükkânını açarken kurşunlanma endişesi yaşamamaktır. Özgürlük; tehdit edildiğinde susmak zorunda kalmamaktır. Özgürlük; uyuşturucu çetelerinin, tefecilerin, yasa dışı bahis ağlarının ve suç örgütlerinin gölgesinde yaşamamaktır. Güvenliğin olmadığı yerde korku büyür. Korkunun hâkim olduğu yerde ise özgürlük giderek küçülür. Bu nedenle bugün yüksek sesle söylemek gerekiyor: Susmayalım. Sokaklar çetelere, uyuşturucu tacirlerine ve ruhsatsız silahlara teslim edilemez. Sokaklarımızı yeniden güvenli hale getirmek yalnızca güvenlik güçlerinin değil; hukuk devletinin, siyasetin, basının, sivil toplumun ve hepimizin ortak sorumluluğudur. Artık sorunları yalnızca meydana geldikten sonra konuşmak değil, onları doğuran nedenleri ortadan kaldıracak güçlü ve uygulanabilir adımları atmak zorundayız.
Ekleme Tarihi: 06 Ağustos 2026 -Perşembe
İhsan Yılmaz

Güvenlik Biterse Özgürlükten Söz Edemeyiz

Bir toplumda özgürlükten söz edebilmenin ilk şartlarından biri, insanların kendilerini güvende hissetmesidir. İnsan evinden çıktığında başına ne geleceğini düşünüyorsa, esnaf kepengini açarken tehdit edilmekten korkuyorsa, anne-babalar çocuklarını sokağa gönderirken tedirgin oluyorsa, orada ciddi bir toplumsal güvenlik sorunu vardır.

Çünkü güvenlik biterse, özgürlük de kâğıt üzerinde kalan bir kavrama dönüşür.
Bugün sokaklarımızda görmezden gelemeyeceğimiz sorunlarla karşı karşıyayız. Uyuşturucu satışı ve kullanımı, tehdit, şantaj, haraç, gasp, işyerlerine yönelik silahlı saldırılar ve özellikle ruhsatsız silahların giderek yaygınlaşması toplumda ciddi bir tedirginlik yaratıyor.

Bir esnafın işyerine silahla saldırılabiliyorsa, bir vatandaş tehdit edildiğinde kendisini çaresiz hissediyorsa, gençler uyuşturucunun pençesine düşüyorsa yalnızca meydana gelen olayları konuşmak yetmez.

Artık sorunun kaynağına inmek ve kalıcı çözümler üretmek gerekiyor.
Sokakları Yeniden Güvenli Hale Getirmeliyiz
Devletin temel görevlerinden biri vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Bunun için mevcut yasaların etkin uygulanmasının yanı sıra ihtiyaç duyulan alanlarda yeni yasal düzenlemeler de gündeme alınmalıdır.
Ancak mesele yalnızca cezaları artırmak değildir.
Suç örgütlerinin ekonomik kaynaklarının kesilmesi, uyuşturucu ticaretinin önlenmesi, tehdit ve şantaja uğrayan vatandaşların etkin biçimde korunması, ruhsatsız silahlarla kararlı şekilde mücadele edilmesi ve suçtan elde edilen gelirlerin takip edilmesi gerekir.

Vatandaş suç duyurusunda bulunduğunda, “Şimdi başıma daha büyük bir şey gelir mi?” diye düşünmemelidir.
Esnaf dükkânını açarken korkmamalıdır.
Bir insan evine giderken arkasına bakmak zorunda kalmamalıdır.
Gençlerimizi uyuşturucu satıcılarına, ailelerimizi yasa dışı bahis ve kumar düzenine, sokaklarımızı ise çetelere ve ruhsatsız silahlara teslim edemeyiz.

Bahis Sadece Para Kaybettirmiyor
Üzerinde özellikle durulması gereken bir başka mesele de yasa dışı bahis ve kumardır.
Bu sorun artık yalnızca “para kaybetme” meselesi değildir.

Borç batağına sürüklenen insanlar, dağılan aileler, bozulan evlilikler ve ağır psikolojik baskı altında kalan bireyler var. Kaybedilen para belki yeniden kazanılabilir; ancak dağılan bir ailenin, kaybedilen güvenin ve sönen umutların telafisi her zaman mümkün olmuyor.

Borçlarının altında ezilen bazı insanlar çıkış yolu bulamadıklarında yaşamlarına son vermeyi dahi düşünebiliyor. Bu nedenle meseleye yalnızca adli bir vaka olarak bakmak büyük hata olur.
İnsanları bu noktaya gelmeden koruyacak sosyal, ekonomik ve psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Yasa dışı bahis ağlarının reklamından para transferlerine, dijital erişiminden örgütlü yapılarına kadar bütün zincirin üzerine gidilmelidir.

Gençlerimizi Kaybetmeyelim

Uyuşturucu ve yasa dışı bahis özellikle gençleri hedef alıyor.

Kolay para kazanma hayaliyle başlayan bir bahis kısa süre sonra borca; borç aile içi çatışmaya, tehdide ve daha büyük bir çıkmaza dönüşebiliyor.
Uyuşturucu da benzer biçimde yalnızca kullanan kişiyi değil, bütün ailesini ve yaşadığı çevreyi yaralıyor.

Bu nedenle güvenliği yalnızca daha fazla polis veya daha ağır cezalar üzerinden tartışmak eksik kalır.
Eğitim, istihdam, spor, kültür, rehabilitasyon ve sosyal destek politikaları güvenlik politikasının ayrılmaz parçaları olmalıdır.
Suç gerçekleştikten sonra faili yakalamak elbette önemlidir. Ancak bir gencin suça veya bağımlılığa sürüklenmesini baştan engellemek çok daha değerlidir.

“Susma”: Sokaklar Çetelere ve Ruhsatsız Silahlara Teslim Edilemez

Tam da böyle bir dönemde Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin (GGC) başlattığı “Susma: Sokaklar Çetelere ve Ruhsatsız Silahlara Teslim Edilemez” kampanyasını son derece önemli buluyorum.

GGC Başkanı Felat Bozarslan’ın öncülüğünde yürütülen bu çalışma, yaşanan güvenlik sorununa karşı toplumun sessiz kalmaması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Bozarslan ve GGC yönetimi bu konuda ciddi bir enerji ve emek harcarken, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra siyasi partilerin il başkanları ve yöneticilerinin de kampanyaya destek vermesi önemli bir toplumsal dayanışma örneğidir.

Çünkü mesele herhangi bir siyasi partinin, kurumun veya grubun meselesi değildir.
Mesele hepimizin meselesidir.
Kurşunun siyasi görüşü olmaz.
Uyuşturucu bir eve girdiğinde o ailenin hangi partiye oy verdiğine bakmaz.
Bir esnafın işyeri kurşunlandığında, bir genç uyuşturucuya sürüklendiğinde, bir aile yasa dışı bahis nedeniyle dağıldığında acının kimliği olmaz.

Bu nedenle GGC’nin yükselttiği “Susma” çağrısı yalnızca gazetecilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin sahiplenmesi gereken bir çağrıdır.
Basının görevi sadece yaşanan olayları haberleştirmek değildir. Bazen toplumsal bir yaraya dikkat çekmek, kamuoyu oluşturmak ve çözüm için kurumları harekete geçirmek de gazeteciliğin önemli sorumluluklarından biridir.
Bu kampanyanın da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Korkmadan Yaşamak İstiyoruz

İnsanların talebi aslında çok basit:
Akşam evine korkmadan yürümek…
Çocuğunu sokağa gönül rahatlığıyla göndermek…
Esnafın dükkânını tehdit edilmeden açabilmesi…
Bir vatandaşın haraç, şantaj veya tehditle karşılaştığında devletin kendisini koruyacağına inanması…
Bir gencin uyuşturucuya değil, geleceğine tutunması…
Bir ailenin yasa dışı bahis yüzünden dağılmaması…
Bunlar lüks değil, vatandaşın en temel haklarıdır.
Bu nedenle TBMM’nin, ilgili bakanlıkların, yerel yönetimlerin, güvenlik birimlerinin, siyasi partilerin, eğitim kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve basının meseleyi birlikte ele alması gerekiyor.
Özellikle ruhsatsız silahlanma, organize suç, uyuşturucu, tehdit, şantaj, haraç ve yasa dışı bahis konusunda caydırıcılığı artıracak yasal düzenlemelerin ciddi biçimde tartışılması gerektiğine inanıyorum.

Sadece suç işlendikten sonra müdahale eden değil, suçu ortaya çıkaran koşulları da ortadan kaldıran kapsamlı bir güvenlik ve sosyal politika anlayışına ihtiyacımız var.
Çünkü özgürlük, insanın yalnızca düşüncesini söyleyebilmesi değildir.
Özgürlük; çocuğunu sokağa gönderirken korkmamaktır.
Özgürlük; dükkânını açarken kurşunlanma endişesi yaşamamaktır.
Özgürlük; tehdit edildiğinde susmak zorunda kalmamaktır.
Özgürlük; uyuşturucu çetelerinin, tefecilerin, yasa dışı bahis ağlarının ve suç örgütlerinin gölgesinde yaşamamaktır.
Güvenliğin olmadığı yerde korku büyür. Korkunun hâkim olduğu yerde ise özgürlük giderek küçülür.
Bu nedenle bugün yüksek sesle söylemek gerekiyor:

Susmayalım.

Sokaklar çetelere, uyuşturucu tacirlerine ve ruhsatsız silahlara teslim edilemez.
Sokaklarımızı yeniden güvenli hale getirmek yalnızca güvenlik güçlerinin değil; hukuk devletinin, siyasetin, basının, sivil toplumun ve hepimizin ortak sorumluluğudur.

Artık sorunları yalnızca meydana geldikten sonra konuşmak değil, onları doğuran nedenleri ortadan kaldıracak güçlü ve uygulanabilir adımları atmak zorundayız.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.