Volkan ESER
Köşe Yazarı
Volkan ESER
 

ZAM SERBEST, DENETİM YOK!

Nereye gitsem aynı cümleyi duyuyorum. Berber koltuğunda, pazarda tezgah başında, apartman girişinde, kahvede…Herkes aynı dertten yakınıyor; “Herkes kafasına göre zamlı tarife uyguluyor ve biz geçinemiyoruz.” Doğrusu 1 Ocak itibarıyla kaleme almak istemiştim bu yazıyı ancak gerek Ortadoğu, gerekse de ülke gündemi nedeniyle ertelemek zorunda kalmıştım. Evet, yeni yıl daha başlarken, vatandaşın omzuna binen yük bir değil, iki değil…Zaten ekonomik şartlar altında adeta isyan noktasına gelen insanlar, şimdi bir de keyfi zamların ağırlığıyla eziliyor. Maaş artmadan etiketler değişiyor, umut doğmadan, masraflar kabarıyor. Asgari ücret artışı vatandaş için bir nefes olması gerekirken, piyasada bir zam alarmına dönüşmüş durumda. Kim neye göre zam yapıyor belli değil. Denetim yok, kural yok, sınır yok. Olan yine sabah evden çıkarken “Bugün neye zam gelmiş acaba?” endişesiyle yaşayan vatandaşa oluyor. Asgari ücrete yapılan her artışın ardından ülkede tuhaf bir refleks devreye giriyor. Daha maaşlar cebe girmeden, etiketler değişiyor. Tıraş fiyatı artıyor, kira fırlıyor, pazarda file dolmuyor, markette etiketler gece yarısı sessizce yenileniyor. Giyimden ayakkabıya, berberden lokantaya kadar yediden yetmiş yediye herkes zam yapıyor. Ama kimse sormuyor: Bu zamlar neye göre, kime göre? Eskiden böyle miydi? Hayır. Bir zamanlar bu ülkede meslek odaları vardı. Berberler Odası, Kuaförler Odası, Konfeksiyoncular Odası… Zam keyfe göre yapılmazdı. Oda toplanır, maliyetler konuşulur, makul bir oran belirlenir, karar esnafa resmi yazıyla tebliğ edilirdi. Esnaf da o kararı dükkanın görünür bir yerine asardı. Vatandaş bilir, esnaf bilir, devlet de bilir. Peki şimdi? Şimdi herkes kafasına göre takılıyor. Berber zam yapıyor; Kuaförler Odası nerede? Giyim mağazaları etiket değiştiriyor; Konfeksiyoncular Odası nerede? Ev kiraları uçuyor; denetleyen kim? Marketlerde aynı ürün, aynı gün, aynı semtte üç farklı fiyatla satılıyor; soracak bir merci var mı? Yok. Çünkü ortada denetim yok. Daha doğrusu, denetim var deniyor ama sahada yok. Asgari ücrete yapılan artış, işçinin cebine nefes olsun diye yapılırken, fırsatçılar için zam gerekçesine dönüşüyor. Kimse maliyet hesabı yapmıyor, kimse sınır tanımıyor. “Asgari ücret arttı” cümlesi, her türlü fahiş artışın bahanesi haline geliyor. Bu tablo sadece esnafın suçu mu? Elbette değil. Bu, yetersiz yönetimin, etkisiz denetimin ve işlevsiz bırakılan kurumların sonucudur. Meslek odaları susturulmuş, etkisizleştirilmiş, denetim mekanizmaları kağıt üzerinde kalmış, vatandaş ise kaderine terk edilmiştir. Bugün sorun zam değil sadece. Sorun başına buyrukluk. Sorun kuralın olmaması. Sorun “yapanın yanına kar kalıyor” anlayışının kökleşmesi. Vatandaş artık şunu soruyor: “Benim maaşım artarken sevinen kimse yok ama zam yaparken herkes yarışıyor. Bu düzen kimin düzeni?” Eğer gerçekten adaletli bir piyasa isteniyorsa, meslek odaları yeniden aktif hale getirilmeli, zamlar kurala bağlanmalı, etiket terörü sıkı şekilde denetlenmeli, fırsatçılıkla mücadele lafla değil, sahada yapılmalı. Aksi halde bu gidişatın adı şudur: Zam serbest, denetim yok, olan yine vatandaşa oluyor.
Ekleme Tarihi: 25 Ocak 2026 -Pazar
Volkan ESER

ZAM SERBEST, DENETİM YOK!

Nereye gitsem aynı cümleyi duyuyorum. Berber koltuğunda, pazarda tezgah başında, apartman girişinde, kahvede…Herkes aynı dertten yakınıyor; “Herkes kafasına göre zamlı tarife uyguluyor ve biz geçinemiyoruz.”

Doğrusu 1 Ocak itibarıyla kaleme almak istemiştim bu yazıyı ancak gerek Ortadoğu, gerekse de ülke gündemi nedeniyle ertelemek zorunda kalmıştım.

Evet, yeni yıl daha başlarken, vatandaşın omzuna binen yük bir değil, iki değil…Zaten ekonomik şartlar altında adeta isyan noktasına gelen insanlar, şimdi bir de keyfi zamların ağırlığıyla eziliyor. Maaş artmadan etiketler değişiyor, umut doğmadan, masraflar kabarıyor.

Asgari ücret artışı vatandaş için bir nefes olması gerekirken, piyasada bir zam alarmına dönüşmüş durumda. Kim neye göre zam yapıyor belli değil. Denetim yok, kural yok, sınır yok. Olan yine sabah evden çıkarken “Bugün neye zam gelmiş acaba?” endişesiyle yaşayan vatandaşa oluyor.

Asgari ücrete yapılan her artışın ardından ülkede tuhaf bir refleks devreye giriyor. Daha maaşlar cebe girmeden, etiketler değişiyor. Tıraş fiyatı artıyor, kira fırlıyor, pazarda file dolmuyor, markette etiketler gece yarısı sessizce yenileniyor. Giyimden ayakkabıya, berberden lokantaya kadar yediden yetmiş yediye herkes zam yapıyor.

Ama kimse sormuyor: Bu zamlar neye göre, kime göre?

Eskiden böyle miydi?

Hayır.

Bir zamanlar bu ülkede meslek odaları vardı. Berberler Odası, Kuaförler Odası, Konfeksiyoncular Odası…

Zam keyfe göre yapılmazdı. Oda toplanır, maliyetler konuşulur, makul bir oran belirlenir, karar esnafa resmi yazıyla tebliğ edilirdi.

Esnaf da o kararı dükkanın görünür bir yerine asardı. Vatandaş bilir, esnaf bilir, devlet de bilir.

Peki şimdi?

Şimdi herkes kafasına göre takılıyor.

Berber zam yapıyor; Kuaförler Odası nerede?

Giyim mağazaları etiket değiştiriyor; Konfeksiyoncular Odası nerede?

Ev kiraları uçuyor; denetleyen kim?

Marketlerde aynı ürün, aynı gün, aynı semtte üç farklı fiyatla satılıyor; soracak bir merci var mı?

Yok.

Çünkü ortada denetim yok. Daha doğrusu, denetim var deniyor ama sahada yok.

Asgari ücrete yapılan artış, işçinin cebine nefes olsun diye yapılırken, fırsatçılar için zam gerekçesine dönüşüyor. Kimse maliyet hesabı yapmıyor, kimse sınır tanımıyor.

“Asgari ücret arttı” cümlesi, her türlü fahiş artışın bahanesi haline geliyor.

Bu tablo sadece esnafın suçu mu?

Elbette değil.

Bu, yetersiz yönetimin, etkisiz denetimin ve işlevsiz bırakılan kurumların sonucudur. Meslek odaları susturulmuş, etkisizleştirilmiş, denetim mekanizmaları kağıt üzerinde kalmış, vatandaş ise kaderine terk edilmiştir.

Bugün sorun zam değil sadece.

Sorun başına buyrukluk.

Sorun kuralın olmaması.

Sorun “yapanın yanına kar kalıyor” anlayışının kökleşmesi.

Vatandaş artık şunu soruyor:

“Benim maaşım artarken sevinen kimse yok ama zam yaparken herkes yarışıyor. Bu düzen kimin düzeni?”

Eğer gerçekten adaletli bir piyasa isteniyorsa, meslek odaları yeniden aktif hale getirilmeli, zamlar kurala bağlanmalı, etiket terörü sıkı şekilde denetlenmeli, fırsatçılıkla mücadele lafla değil, sahada yapılmalı.

Aksi halde bu gidişatın adı şudur:

Zam serbest, denetim yok, olan yine vatandaşa oluyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.