İhsan Yılmaz
Köşe Yazarı
İhsan Yılmaz
 

YEREL SEÇİMLERİN ÖNEMİ

Mevcut siyasi iktidar 1994 yılında, tam çeyrek asır önce yerelde seçimleri kazanmış ve 2002 yılında genel seçimleri alarak iktidar olmuştur.  Yerel yönetimler, siyasetçiler ve siyasi partiler için laboratuvar niteliğindedir. Halkla ilişkiler, seçmenlerin güvenini kazanma ve doğrudan halkla temas yerel yönetimlerde vardır. Seçmen yerel seçimlerde siyasi partiler ve siyasetçiler hakkında edindiği iradesini genel seçimlerde de korumaktadır. 2024 yerel seçimlerine giderken sol-sosyalist güçler açısından göze çarpan en önemli eksiklik çok parçalı ve dağınık yapının Dersim hariç (ilk defa sol güçler yerel seçimlerde geniş bir yelpazede bir araya geldi) ülkenin neredeyse her kentinde göze çarpmasıdır. Yerel seçimler yaklaşırken başta deprem bölgesi Antakya, Defne ve Samandağ olmak üzere sol güçlerin yaptığı ortak çalıştalar toplumsal muhalefet ve yerel halk açısından başlangıçta ümit kaynağı olmuş fakat söz konusu çalıştaylardaki ittifak ruhu ne yazık ki aday belirleme sürecinde kendisini gösterememiştir. Bu noktada solun farklı kesimlerinin en büyük eleştirisi TİP’in popülerliğinin popülizme dönüştüğü yönündedir. 31 Mart seçimleri öncesi yerel siyaset sahnesinin önemli bir diğer sol unsuru da Kürt Siyasal Hareketi’nin (KSH) omurgasını oluşturduğu DEM Parti’dir. 1999 yerel seçimleri öncesi daha çok köylü yoksul sınıflara yönelik politika üretirken, 1999 sonrası birçok belediyede yönetime gelmesiyle birlikte yüzünü zorunlu göçle kentin yeni alt ve orta sınıflarına çevirmiştir. Zorunlu göç hareketleri sonrası bölgenin il ve ilçe merkezlerinde biriken nüfusun çeşitlenerek artan taleplerine dönük politika geliştirme zorunluluğu, KSH’nin kentsel ihtiyaçlara ilişkin program üretme arayışına hız kazandırmıştır. Bu çerçevede KSH’nin yerel yönetimlere ilişkin Parti politikaları; 1999-2005 yılına kadar “demokratik cumhuriyet projesi”, 2007-2014 arası “demokratik özerklik” projesi, HDP‘nin siyasal programının netleşmesinden günümüze kadar ise “radikal demokrasi” kavramı temelinde ele alınmıştır. Diğer sol hareketlerden farklı olarak Ortadoğu ölçeğinde de önemli bir aktör olan KSH’nin bu özelliği kuşkusuz kentsel stratejileri yerel ölçekten çıkarıp ulusal ve bölgesel mekanla ilişkili şekilde kurgulamaya itmiştir. Öyle ki kayyum sürecinin geleceği ve bugün CHP ve AKP ile yapılan görüşme trafiğinin yarattığı salınımlar, KSH açısından yerel, ulusal ve bölgesel politikaları geçmişte olmadığı kadar birlikte düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Bugün DEM Parti’nin radikal demokrat HDP çizgisinden farklı olarak daha merkeziyetçi Kürdi bir noktaya gelmesinin temel nedeni, yerel dinamiklerden değil başta Suriye, Irak ve İran olmak üzere ulus üstü ölçeklerin iç içe geçmiş siyasal çatışmalarından kaynaklanmaktadır. DEM’in kullandığı “Halkçı belediyecilik” ise eskiyi yıkıp yeniyi kurma mücadelesinde toplumcu belediyeciliği halkçı bir kazanımla Kayyım politikalarından uzak bir belediyecilik ile yerel uygulama alanına işaret eder. Bu çizgi toplumcu belediyeciliğin 5 temel ilkesini barındırmakla birlikte yasal olana karşı meşru olanın sınırlarını zorlar. Yani pratik-politik sahada Avrupa’daki belediye sosyalizmi, yerel sosyalizm ve demokratik sosyalizm gibi akımlarından farklılık arz etmektedir. Dolayısıyla bu kavram da kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Çünkü niyet değil içeriktir önemli olan.    
Ekleme Tarihi: 29 Mart 2024 - Cuma
İhsan Yılmaz

YEREL SEÇİMLERİN ÖNEMİ

Mevcut siyasi iktidar 1994 yılında, tam çeyrek asır önce yerelde seçimleri kazanmış ve 2002 yılında genel seçimleri alarak iktidar olmuştur. 

Yerel yönetimler, siyasetçiler ve siyasi partiler için laboratuvar niteliğindedir. Halkla ilişkiler, seçmenlerin güvenini kazanma ve doğrudan halkla temas yerel yönetimlerde vardır. Seçmen yerel seçimlerde siyasi partiler ve siyasetçiler hakkında edindiği iradesini genel seçimlerde de korumaktadır.

2024 yerel seçimlerine giderken sol-sosyalist güçler açısından göze çarpan en önemli eksiklik çok parçalı ve dağınık yapının Dersim hariç (ilk defa sol güçler yerel seçimlerde geniş bir yelpazede bir araya geldi) ülkenin neredeyse her kentinde göze çarpmasıdır. Yerel seçimler yaklaşırken başta deprem bölgesi Antakya, Defne ve Samandağ olmak üzere sol güçlerin yaptığı ortak çalıştalar toplumsal muhalefet ve yerel halk açısından başlangıçta ümit kaynağı olmuş fakat söz konusu çalıştaylardaki ittifak ruhu ne yazık ki aday belirleme sürecinde kendisini gösterememiştir. Bu noktada solun farklı kesimlerinin en büyük eleştirisi TİP’in popülerliğinin popülizme dönüştüğü yönündedir.

31 Mart seçimleri öncesi yerel siyaset sahnesinin önemli bir diğer sol unsuru da Kürt Siyasal Hareketi’nin (KSH) omurgasını oluşturduğu DEM Parti’dir. 1999 yerel seçimleri öncesi daha çok köylü yoksul sınıflara yönelik politika üretirken, 1999 sonrası birçok belediyede yönetime gelmesiyle birlikte yüzünü zorunlu göçle kentin yeni alt ve orta sınıflarına çevirmiştir. Zorunlu göç hareketleri sonrası bölgenin il ve ilçe merkezlerinde biriken nüfusun çeşitlenerek artan taleplerine dönük politika geliştirme zorunluluğu, KSH’nin kentsel ihtiyaçlara ilişkin program üretme arayışına hız kazandırmıştır. Bu çerçevede KSH’nin yerel yönetimlere ilişkin Parti politikaları; 1999-2005 yılına kadar “demokratik cumhuriyet projesi”, 2007-2014 arası “demokratik özerklik” projesi, HDP‘nin siyasal programının netleşmesinden günümüze kadar ise “radikal demokrasi” kavramı temelinde ele alınmıştır.

Diğer sol hareketlerden farklı olarak Ortadoğu ölçeğinde de önemli bir aktör olan KSH’nin bu özelliği kuşkusuz kentsel stratejileri yerel ölçekten çıkarıp ulusal ve bölgesel mekanla ilişkili şekilde kurgulamaya itmiştir. Öyle ki kayyum sürecinin geleceği ve bugün CHP ve AKP ile yapılan görüşme trafiğinin yarattığı salınımlar, KSH açısından yerel, ulusal ve bölgesel politikaları geçmişte olmadığı kadar birlikte düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Bugün DEM Parti’nin radikal demokrat HDP çizgisinden farklı olarak daha merkeziyetçi Kürdi bir noktaya gelmesinin temel nedeni, yerel dinamiklerden değil başta Suriye, Irak ve İran olmak üzere ulus üstü ölçeklerin iç içe geçmiş siyasal çatışmalarından kaynaklanmaktadır.

DEM’in kullandığı “Halkçı belediyecilik” ise eskiyi yıkıp yeniyi kurma mücadelesinde toplumcu belediyeciliği halkçı bir kazanımla Kayyım politikalarından uzak bir belediyecilik ile yerel uygulama alanına işaret eder. Bu çizgi toplumcu belediyeciliğin 5 temel ilkesini barındırmakla birlikte yasal olana karşı meşru olanın sınırlarını zorlar. Yani pratik-politik sahada Avrupa’daki belediye sosyalizmi, yerel sosyalizm ve demokratik sosyalizm gibi akımlarından farklılık arz etmektedir. Dolayısıyla bu kavram da kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Çünkü niyet değil içeriktir önemli olan.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.