Bir ülkede yoksulluk varsa, o ülkenin en büyük meselesi ekonomiden önce insanlık sorunudur. Çünkü yoksulluk, sadece bir cebin boşluğu değil; bir onurun incinmesi, bir hayatın eksilmesi, bir umudun çalınmasıdır. Toplumun bir yerinde bir çocuk yatağa aç giriyorsa, bir annenin eli mutfak tüpüne uzandığında içi titriyorsa, bir babanın yüzü akşam eve dönerken yere eğiliyorsa, o ülkede başarıdan, istikrardan, ilerlemeden söz etmek hamasetten ibarettir.
Yazarın da dediği gibi:
“Yoksulluk, insanlığın en aşağılanmış yeridir.”
Peki biz bu aşağılanmanın neresindeyiz?
Görmezden gelen tarafında mı, yoksa yüzleşen tarafında mı?
Yoksulluğu Konuşmaktan Kaçanlar
Bugün birçok kişi yoksulluğu konuşmaktan bile rahatsız oluyor. Çünkü yoksulluk, geniş kitlelerin yarasına dokunmak demek. Bu yaraya dokunmak ise sorumluluk gerektiriyor. O sorumluluk da iktidarından muhalefetine, belediyesinden bürokratına, iş insanından gazetecisine kadar herkesin omzuna yükleniyor.
Ama en çok da kalemi elinde tutanların…
Bir ülkede yoksulluk varken, onu yazmayan yazar; yazdığını sanır ama bırak yazar olmayı, insan bile olamaz. Çünkü yazmak, sadece süslü cümle kurmak değildir. Yazmak, tanıklık etmektir. Bir annenin çaresizliğine, bir yaşlının ilaç kuyruğuna, bir gencin işsizlikle körelmiş hayallerine şahitlik etmektir.
Kalem; sustuğu yerde değil, konuştuğu yerde kalemdir.
Yoksulluk Artık Bir Kader Değildir
Bugün sokaklarda yürüdüğünüzde yüzlere dikkat edin. Market raflarına bakarken derin bir iç çeken anneler, benzin istasyonunda sessizce hesap yapan şoförler, okul kantininde fiyatları yutkuna yutkuna inceleyen çocuklar…
Bunların hiçbiri “kader” değildir.
Bunların hiçbiri “şartlar böyle” diye geçiştirilemez.
Bu ülkenin kaynakları da, emeği de, nefesi de insanına yetecek güçtedir. Yeter ki o güç doğru yerde, doğru kişiyle, doğru vicdanla buluşsun.
Bir Ülkenin Gerçek Refahı
Bir ülkenin gerçek refahı; gökdelenlerin yüksekliği, lüks araç sayısı, açılan AVM’lerin büyüklüğü değildir. Bir ülke ancak şu soruların cevabıyla övünebilir:
- Bu ülkede bir çocuk aç mı yatıyor?
- Bu ülkede bir genç iş bulamadığı için umudunu mı kaybediyor?
- Bu ülkede bir yaşlı aldığı maaşla yaşamaya çalışırken onuru mu zedeleniyor?
Eğer bu soruların cevabı hâlâ “evet” ise, o ülkede gerçek anlamda büyüme yoktur. Sadece rakamların makyajı vardır.
İnsanlar Yoksul Olmamalı
İnsanın doğasında onurlu bir yaşam vardır. Yoksulluk ise bu onurun en ağır sınavıdır. Kimse bu sınavı vermek zorunda kalmamalıdır. İnsanlar; kirasını ödemek, çocuğuna süt almak, elektrik faturasını karşılamak için savaşmamalı.
Bir ülkede yoksulluk varsa, o utanç halkın değil; yönetenlerin, planlayanların, karar verenlerin utancıdır.
Ve en çok da susanların…
Biz sustukça yoksulluk büyür, biz yazmadıkça görünmez olur, biz konuşmadıkça kader sanılır.
Bu yüzden tekrar ediyorum:
“İnsanlar yoksul olmamalı.”
Bu bir temenni değil; bu bir insanlık hakkı.