İhsan Yılmaz
Köşe Yazarı
İhsan Yılmaz
 

SİLVAN’IN EVLATLARI, UYANIN!

*Uyuşturucu, sanal bahis ve bağımlılık kıskacında bir gençlik: Farkîn’in köklerine, ilmine ve irfanına sahip çıkma zamanı!* Mezopotamya’nın kadim hafızasında derin izler bırakmış, nice medeniyete ev sahipliği yapmış, ilmin, irfanın, kültürün ve tasavvufun gönül yurdu Farkîn… Bizim için Silvan yalnızca bir ilçe, harita üzerinde sınırları çizilmiş bir yerleşim yeri değildir. Silvan, bir tarih, bir kimlik, bir kültür, bir hafıza ve gelecek kuşaklara onurla bırakılması gereken köklü bir mirastır. Nereye gidersek gidelim, “Biz Farkînliyiz, Silvanlıyız!” dediğimizde başımız dik, yüreğimiz gururla doludur. Çünkü bu toprakların mayasında ilim vardır, irfan vardır, emek vardır, insanlık vardır. Peki, böylesine köklü bir medeniyetin mirasçıları olan gençlerimizin uyuşturucunun karanlığına, sanal bahislerin tuzağına ve kolay kazanç vaatlerinin pençesine sürüklenmesine nasıl sessiz kalabiliriz? Bir şehrin geleceği, gençlerinin gözlerindeki umutla şekillenir. Eğer o umut sönerse yalnızca bir genç değil, bir aile, bir toplum ve bir geleceğin önemli bir parçası zarar görür. Bugün Silvan’da üzerinde ciddiyetle durmamız gereken meselelerden biri de gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu, kumar, sanal bahis ve bağımlılık tehlikesidir. Bu mesele ne yalnızca ailelerin ne de güvenlik güçlerinin sorunudur. Bu mesele, Silvan’ın vicdanına ve geleceğine sahip çıkan herkesin ortak sorumluluğudur. *Çünkü Silvan’a uyuşturucunun karanlığı değil, ilmin aydınlığı; kumarın batağı değil, emeğin bereketi; umutsuzluk değil, irfanın asaleti yakışır!* BİR MAYMUN HİKÂYESİ, BİNLERCE İBRET! Toplumda anlatılan ibretlik bir hikâye vardır. Rivayete göre bir gün bir adam, uzak bir memlekete gider. Halkı meydanda toplar ve şöyle seslenir: “Bana getireceğiniz her maymun için 100 lira vereceğim.” Bu teklifi duyan insanlar ormanlara koşar. Maymunları yakalayıp adama satarlar. Başlangıçta herkes mutludur. Çünkü kolay yoldan para kazanılmaktadır. Bir süre sonra ormanda maymun bulmak zorlaşır. Adam bu kez fiyatı 200 liraya çıkarır. İnsanlar daha büyük bir heyecanla yeniden ormana yönelir. Kazanç arttıkça iştah da artar. Günlerden bir gün adam, memleketten ayrılacağını söyleyerek halka yeni bir vaat sunar: “Ben döndüğümde elinizdeki bütün maymunları 1000 liradan satın alacağım. Ben yokken müdürüm burada kalacak.” Adam gider. Ardından müdür ortaya çıkar ve halka şöyle der: “Patron dönene kadar elimizdeki maymunları size 500 liradan satayım. Nasıl olsa patron geldiğinde bunları sizden 1000 liraya satın alacak. Böylece iki katına yakın para kazanacaksınız!” Bu sözleri duyan insanlar büyük bir fırsat yakaladıklarını düşünür. Kimi yıllarca biriktirdiği parasını ortaya koyar, kimi borç alır, kimi elindeki malını satar. Daha önce 100 liraya sattıkları maymunları bu kez 500 liraya satın alırlar. Herkes zengin olacağı günü beklemeye başlar. Bir gün geçer, bir hafta geçer, aylar geçer… Ne patron gelir ne de verdiği söz tutulur. Müdür de ortadan kaybolmuştur. Geriye ne kalır? Borçlar, pişmanlıklar, yıkılan hayaller ve insanların ellerinde kalan maymunlar… *Gidiş o gidiş!* İşte bu hikâye, kolay kazanç hayalinin insanı nasıl büyük bir aldanışa sürükleyebileceğinin çarpıcı bir örneğidir. Şimdi kendimize soralım: Bugün sanal bahis dünyasında gençlerimize benzer hayaller satılmıyor mu? “Bir kupon yap, zengin ol!” “Bir maç bil, paranı katla!” “Bu kez kesin kazanacaksın!” “Kaybettiğini geri almak için bir kez daha dene!” Başlangıçta küçük bir merak, ardından heyecan, sonra kayıplar… Kaybettikçe yeniden oynama isteği, borçlar, aileden gizlenen gerçekler ve giderek büyüyen bir çaresizlik… Elbette her bahis aynı yöntemle işlemez. Ancak özellikle bağımlılık geliştiren kumar davranışlarında, kaybedileni geri kazanma düşüncesi kişiyi çok daha ağır maddi ve manevi kayıplara sürükleyebilir. İnsan bazen para kazanacağını düşünürken yalnızca parasını değil; ailesinin güvenini, huzurunu, dostluklarını ve geleceğini de kaybedebilir. *Unutmayalım: Kolay kazanç hayaliyle başlayan her yol, mutluluğa çıkmaz. Bazen insanın en büyük kaybı, kaybettiği para değil, geri getiremediği yıllarıdır.*  EY FARKÎN’İN GENÇLERİ, SİZ BİR KUPONDAN ÇOK DAHA DEĞERLİSİNİZ! Ey Silvan’ın yiğit gençleri! Sizler bir bahis kuponuna, bir uyuşturucu maddesine, birkaç saatlik sahte mutluluğa teslim edilemeyecek kadar değerlisiniz. Sizin hayalleriniz var. Okuyacağınız kitaplar, kuracağınız yuvalar, yapacağınız işler, yetiştireceğiniz çocuklar ve bu kadim topraklara katacağınız değerler var. Bir kuponun sonucuna bağlanmış bir gelecek yerine, emeğinizle kuracağınız onurlu bir hayatınız olsun. Bir gecede zengin olma hayali yerine, yıllarca gurur duyacağınız başarıların peşinden gidin. Çünkü gerçek kazanç, insanın kendi emeğiyle ayakta durabilmesidir. Gerçek zenginlik, vicdanını, sağlığını ve insanlığını kaybetmeden yaşayabilmektir. Ve gerçek başarı, düştüğünde yeniden ayağa kalkabilecek cesareti gösterebilmektir. BU MESELE YALNIZCA GENÇLERİN DEĞİL, HEPİMİZİN MESELESİDİR! Bir gencimiz uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele ederken yalnızca kendisi acı çekmez. Annesi uykusuz kalır, babası çaresizlik yaşar, kardeşleri endişelenir. Bir evladımız kumar ve bahis bağımlılığına sürüklendiğinde yalnızca cebindeki para eksilmez; ailesinin huzuru, geleceğe dair umutları ve sosyal ilişkileri de zarar görebilir. O hâlde soralım: Biz büyükler olarak üzerimize düşen sorumluluğu ne kadar yerine getiriyoruz? Gençlerimizi gerçekten dinliyor muyuz? Onların sorunlarını, işsizlik kaygılarını, gelecek endişelerini, yalnızlıklarını ve umutsuzluklarını yeterince anlayabiliyor muyuz? Yoksa yalnızca hata yaptıklarında mı onları hatırlıyoruz? Gençliğe sahip çıkmak, yalnızca nasihat vermek değildir. Gençliğe sahip çıkmak; eğitim imkânları oluşturmak, spor alanları açmak, kültür ve sanat faaliyetlerini geliştirmek, meslek edinmelerini desteklemek ve onlara yaşadıkları topraklarda bir gelecek kurabilecekleri koşulları sunmaktır. Bir gencin elinden uyuşturucuyu almak kadar, o ele bir kitap, bir meslek, bir sanat ve bir umut vermek de önemlidir. *Çünkü gençlerine gelecek sunamayan bir toplumun, yalnızca geçmişiyle övünmesi yeterli değildir.* SİLVAN’IN BÜTÜN DİNAMİKLERİ SORUMLULUK ALMALIDIR! Buradan Silvan’daki bütün kurumlara, sivil toplum kuruluşlarına, kanaat önderlerine, eğitimcilere, ailelere ve yerel yöneticilere sesleniyorum: Artık bu meseleye seyirci kalma lüksümüz yok! Silvan Belediyesi, kamu kurumları, okullar, gençlik kuruluşları, spor kulüpleri, esnaf temsilcileri ve toplumun bütün duyarlı kesimleri ortak bir mücadele anlayışı geliştirmelidir. Uyuşturucu satıcılarına ve yasa dışı bahis ağlarına karşı hukukun sınırları içerisinde kararlı mücadele yürütülmelidir. Ancak mücadele yalnızca güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmamalıdır. Gençlerin ücretsiz yararlanabileceği spor alanları, kütüphaneler, kültür merkezleri, sanat atölyeleri ve mesleki eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır. Okullarda bağımlılık konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, ailelere rehberlik desteği sunulmalıdır. Bağımlılıkla mücadele eden gençlerimizin tedaviye ve psikososyal desteğe ulaşması kolaylaştırılmalıdır. Bir gerçeğin de altını özellikle çizmek istiyorum: *Bağımlılıkla mücadele eden bir genci dışlamak, aşağılamak ya da toplumdan uzaklaştırmak çözüm değildir.* O gence el uzatmak, onu anlamak, tedaviye yönlendirmek ve yeniden hayata kazandırmak hepimizin insani sorumluluğudur. Biz gençlerimizi yargılayarak değil, onlara sahip çıkarak kazanabiliriz. FARKÎN’İN KÖKLERİNE, İLMİNE VE İRFANINA DÖNELİM! Ey Farkîn’in evlatları! Bu topraklar nice bilginler, düşünürler, şairler ve gönül insanları yetiştirdi. Silvan’ın taşında tarih, sokaklarında hatıra, kültüründe derin bir insanlık birikimi vardır. Böylesine büyük bir mirasın sahipleri olarak bize düşen görev, geçmişin ihtişamını yalnızca anlatmak değil, o mirası bugünün gençleriyle geleceğe taşımaktır. İlimden uzaklaşan bir toplum, geleceğinin ışığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. İrfandan uzaklaşan bir toplum, vicdanını ve dayanışma kültürünü zayıflatır. Emeğin değerini unutan bir toplum ise kolay kazanç vaatlerinin tuzağına daha açık hâle gelir. Oysa bizim kültürümüzde alın teri vardır. Bizim geleneğimizde paylaşmak, dayanışmak, komşusunun derdiyle dertlenmek vardır. Bizim tarihimizde insanı yaşatmak, bilgiyi yüceltmek ve toplumsal değerleri korumak vardır. Öyleyse gençlerimize yalnızca geçmişimizin büyüklüğünü anlatmayalım; o geçmişe yakışır bir gelecek de hazırlayalım. Bir kupon yerine bir kitap, bir bahis yerine bir hedef, uyuşturucunun sahte dünyası yerine sporun, sanatın ve bilimin aydınlığını sunalım. Ve gençlerimize şu sözü verebilelim: *“Siz yeter ki hayallerinizden vazgeçmeyin, biz sizin yanınızda olacağız!”* BİZİM KAYBEDECEK TEK BİR GENCİMİZ YOK! Bugün Silvan’ın sokaklarında yürüyen her genç, yarının öğretmeni, doktoru, gazetecisi, sanatçısı, esnafı, bilim insanı ya da toplumuna öncülük edecek bir bireyi olabilir. Kim bilir, belki bugün umutsuzluk yaşayan bir gencimiz yarın yüzlerce insanın hayatına dokunacaktır. Yeter ki onu yalnız bırakmayalım. Yeter ki bir hata yaptı diye geleceğinden vazgeçmeyelim. Yeter ki gençlerimizi karanlığa mahkûm etmek yerine aydınlığa ulaşabilecekleri yolları birlikte açalım. Uyuşturucuya karşı bilinçle, yasa dışı kumara karşı kararlılıkla, bağımlılığa karşı dayanışmayla mücadele edelim. Silvan’ın adı uyuşturucuyla, kumarla, bağımlılıkla ve kaybolan hayatlarla değil; ilimle, irfanla, kültürle, sanatla, üretimle ve yetiştirdiği değerli insanlarla anılsın. Çünkü bir şehrin gerçek büyüklüğü, yalnızca geçmişindeki medeniyetlerle değil, bugün gençlerine sunduğu imkânlarla ve yarınlara bıraktığı umutla ölçülür. SON SÖZ: EY SİLVAN HALKI, UYANIK OLALIM! Ey sevgili Silvan halkı! Ey Farkîn’in onurlu evlatları! Bu çağrı, herhangi bir kişiye ya da kuruma yönelik suçlama değil; hepimizin vicdanına yöneltilmiş bir sorumluluk çağrısıdır. Gelin, çocuklarımızın gözlerindeki umudu koruyalım. Gelin, ailelerimizin yüreğindeki endişeyi dayanışmayla azaltalım. Gelin, gençlerimizi uyuşturucunun, sanal bahislerin ve bağımlılığın karanlığına terk etmeyelim. Birbirimizin çocuklarını kendi çocuklarımız gibi görelim. Bir gencimiz düştüğünde elinden tutalım. Bir ailemiz çaresiz kaldığında kapısını çalalım. Bir evladımız yardım istediğinde ona sırtımızı dönmeyelim. *Çünkü bizim kaybedecek tek bir gencimiz bile yok!* Bizim yaşatacağımız bir tarihimiz, koruyacağımız bir kültürümüz, sahip çıkacağımız bir kimliğimiz ve geleceğe taşıyacağımız onurlu bir mirasımız var. Farkîn yeniden ilimle anılsın. Silvan yeniden irfanla yükselsin. Gençlerimizin yüzü gülsün, ailelerimizin ocaklarında umut eksilmesin. Ve unutmayalım: *Bir şehri ayakta tutan yalnızca tarihî surları, camileri, medreseleri ve taş yapıları değildir. Bir şehri asıl yaşatan, geleceğine sahip çıkan insanları ve umutla büyüyen gençleridir.* Bugün gençlerimize sahip çıkmazsak yarın tarihimize sahip çıktığımızı söylemenin de bir anlamı kalmayacaktır. *FARKÎN’İN EVLATLARINA SAHİP ÇIKALIM!* *SİLVAN’IN KÖKLERİNE, İLMİNE VE İRFANINA SAHİP ÇIKALIM!*  
Ekleme Tarihi: 18 Ekim 2026 -Pazar
İhsan Yılmaz

SİLVAN’IN EVLATLARI, UYANIN!

*Uyuşturucu, sanal bahis ve bağımlılık kıskacında bir gençlik: Farkîn’in köklerine, ilmine ve irfanına sahip çıkma zamanı!*

Mezopotamya’nın kadim hafızasında derin izler bırakmış, nice medeniyete ev sahipliği yapmış, ilmin, irfanın, kültürün ve tasavvufun gönül yurdu Farkîn…

Bizim için Silvan yalnızca bir ilçe, harita üzerinde sınırları çizilmiş bir yerleşim yeri değildir. Silvan, bir tarih, bir kimlik, bir kültür, bir hafıza ve gelecek kuşaklara onurla bırakılması gereken köklü bir mirastır.

Nereye gidersek gidelim, “Biz Farkînliyiz, Silvanlıyız!” dediğimizde başımız dik, yüreğimiz gururla doludur.

Çünkü bu toprakların mayasında ilim vardır, irfan vardır, emek vardır, insanlık vardır.

Peki, böylesine köklü bir medeniyetin mirasçıları olan gençlerimizin uyuşturucunun karanlığına, sanal bahislerin tuzağına ve kolay kazanç vaatlerinin pençesine sürüklenmesine nasıl sessiz kalabiliriz?

Bir şehrin geleceği, gençlerinin gözlerindeki umutla şekillenir. Eğer o umut sönerse yalnızca bir genç değil, bir aile, bir toplum ve bir geleceğin önemli bir parçası zarar görür.

Bugün Silvan’da üzerinde ciddiyetle durmamız gereken meselelerden biri de gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu, kumar, sanal bahis ve bağımlılık tehlikesidir.

Bu mesele ne yalnızca ailelerin ne de güvenlik güçlerinin sorunudur. Bu mesele, Silvan’ın vicdanına ve geleceğine sahip çıkan herkesin ortak sorumluluğudur.

*Çünkü Silvan’a uyuşturucunun karanlığı değil, ilmin aydınlığı; kumarın batağı değil, emeğin bereketi; umutsuzluk değil, irfanın asaleti yakışır!*

BİR MAYMUN HİKÂYESİ, BİNLERCE İBRET!

Toplumda anlatılan ibretlik bir hikâye vardır.

Rivayete göre bir gün bir adam, uzak bir memlekete gider. Halkı meydanda toplar ve şöyle seslenir:

“Bana getireceğiniz her maymun için 100 lira vereceğim.”

Bu teklifi duyan insanlar ormanlara koşar. Maymunları yakalayıp adama satarlar. Başlangıçta herkes mutludur. Çünkü kolay yoldan para kazanılmaktadır.

Bir süre sonra ormanda maymun bulmak zorlaşır. Adam bu kez fiyatı 200 liraya çıkarır.

İnsanlar daha büyük bir heyecanla yeniden ormana yönelir. Kazanç arttıkça iştah da artar.

Günlerden bir gün adam, memleketten ayrılacağını söyleyerek halka yeni bir vaat sunar:

“Ben döndüğümde elinizdeki bütün maymunları 1000 liradan satın alacağım. Ben yokken müdürüm burada kalacak.”

Adam gider.

Ardından müdür ortaya çıkar ve halka şöyle der:

“Patron dönene kadar elimizdeki maymunları size 500 liradan satayım. Nasıl olsa patron geldiğinde bunları sizden 1000 liraya satın alacak. Böylece iki katına yakın para kazanacaksınız!”

Bu sözleri duyan insanlar büyük bir fırsat yakaladıklarını düşünür.

Kimi yıllarca biriktirdiği parasını ortaya koyar, kimi borç alır, kimi elindeki malını satar.

Daha önce 100 liraya sattıkları maymunları bu kez 500 liraya satın alırlar.

Herkes zengin olacağı günü beklemeye başlar.

Bir gün geçer, bir hafta geçer, aylar geçer…

Ne patron gelir ne de verdiği söz tutulur.

Müdür de ortadan kaybolmuştur.

Geriye ne kalır?

Borçlar, pişmanlıklar, yıkılan hayaller ve insanların ellerinde kalan maymunlar…

*Gidiş o gidiş!*

İşte bu hikâye, kolay kazanç hayalinin insanı nasıl büyük bir aldanışa sürükleyebileceğinin çarpıcı bir örneğidir.

Şimdi kendimize soralım:

Bugün sanal bahis dünyasında gençlerimize benzer hayaller satılmıyor mu?

“Bir kupon yap, zengin ol!”

“Bir maç bil, paranı katla!”

“Bu kez kesin kazanacaksın!”

“Kaybettiğini geri almak için bir kez daha dene!”

Başlangıçta küçük bir merak, ardından heyecan, sonra kayıplar…

Kaybettikçe yeniden oynama isteği, borçlar, aileden gizlenen gerçekler ve giderek büyüyen bir çaresizlik…

Elbette her bahis aynı yöntemle işlemez. Ancak özellikle bağımlılık geliştiren kumar davranışlarında, kaybedileni geri kazanma düşüncesi kişiyi çok daha ağır maddi ve manevi kayıplara sürükleyebilir.

İnsan bazen para kazanacağını düşünürken yalnızca parasını değil; ailesinin güvenini, huzurunu, dostluklarını ve geleceğini de kaybedebilir.

*Unutmayalım: Kolay kazanç hayaliyle başlayan her yol, mutluluğa çıkmaz. Bazen insanın en büyük kaybı, kaybettiği para değil, geri getiremediği yıllarıdır.*

 EY FARKÎN’İN GENÇLERİ, SİZ BİR KUPONDAN ÇOK DAHA DEĞERLİSİNİZ!

Ey Silvan’ın yiğit gençleri!

Sizler bir bahis kuponuna, bir uyuşturucu maddesine, birkaç saatlik sahte mutluluğa teslim edilemeyecek kadar değerlisiniz.

Sizin hayalleriniz var.

Okuyacağınız kitaplar, kuracağınız yuvalar, yapacağınız işler, yetiştireceğiniz çocuklar ve bu kadim topraklara katacağınız değerler var.

Bir kuponun sonucuna bağlanmış bir gelecek yerine, emeğinizle kuracağınız onurlu bir hayatınız olsun.

Bir gecede zengin olma hayali yerine, yıllarca gurur duyacağınız başarıların peşinden gidin.

Çünkü gerçek kazanç, insanın kendi emeğiyle ayakta durabilmesidir.

Gerçek zenginlik, vicdanını, sağlığını ve insanlığını kaybetmeden yaşayabilmektir.

Ve gerçek başarı, düştüğünde yeniden ayağa kalkabilecek cesareti gösterebilmektir.

BU MESELE YALNIZCA GENÇLERİN DEĞİL, HEPİMİZİN MESELESİDİR!

Bir gencimiz uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele ederken yalnızca kendisi acı çekmez. Annesi uykusuz kalır, babası çaresizlik yaşar, kardeşleri endişelenir.

Bir evladımız kumar ve bahis bağımlılığına sürüklendiğinde yalnızca cebindeki para eksilmez; ailesinin huzuru, geleceğe dair umutları ve sosyal ilişkileri de zarar görebilir.

O hâlde soralım:

Biz büyükler olarak üzerimize düşen sorumluluğu ne kadar yerine getiriyoruz?

Gençlerimizi gerçekten dinliyor muyuz?

Onların sorunlarını, işsizlik kaygılarını, gelecek endişelerini, yalnızlıklarını ve umutsuzluklarını yeterince anlayabiliyor muyuz?

Yoksa yalnızca hata yaptıklarında mı onları hatırlıyoruz?

Gençliğe sahip çıkmak, yalnızca nasihat vermek değildir.

Gençliğe sahip çıkmak; eğitim imkânları oluşturmak, spor alanları açmak, kültür ve sanat faaliyetlerini geliştirmek, meslek edinmelerini desteklemek ve onlara yaşadıkları topraklarda bir gelecek kurabilecekleri koşulları sunmaktır.

Bir gencin elinden uyuşturucuyu almak kadar, o ele bir kitap, bir meslek, bir sanat ve bir umut vermek de önemlidir.

*Çünkü gençlerine gelecek sunamayan bir toplumun, yalnızca geçmişiyle övünmesi yeterli değildir.*

SİLVAN’IN BÜTÜN DİNAMİKLERİ SORUMLULUK ALMALIDIR!

Buradan Silvan’daki bütün kurumlara, sivil toplum kuruluşlarına, kanaat önderlerine, eğitimcilere, ailelere ve yerel yöneticilere sesleniyorum:

Artık bu meseleye seyirci kalma lüksümüz yok!

Silvan Belediyesi, kamu kurumları, okullar, gençlik kuruluşları, spor kulüpleri, esnaf temsilcileri ve toplumun bütün duyarlı kesimleri ortak bir mücadele anlayışı geliştirmelidir.

Uyuşturucu satıcılarına ve yasa dışı bahis ağlarına karşı hukukun sınırları içerisinde kararlı mücadele yürütülmelidir.

Ancak mücadele yalnızca güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmamalıdır.

Gençlerin ücretsiz yararlanabileceği spor alanları, kütüphaneler, kültür merkezleri, sanat atölyeleri ve mesleki eğitim programları yaygınlaştırılmalıdır.

Okullarda bağımlılık konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, ailelere rehberlik desteği sunulmalıdır.

Bağımlılıkla mücadele eden gençlerimizin tedaviye ve psikososyal desteğe ulaşması kolaylaştırılmalıdır.

Bir gerçeğin de altını özellikle çizmek istiyorum:

*Bağımlılıkla mücadele eden bir genci dışlamak, aşağılamak ya da toplumdan uzaklaştırmak çözüm değildir.*

O gence el uzatmak, onu anlamak, tedaviye yönlendirmek ve yeniden hayata kazandırmak hepimizin insani sorumluluğudur.

Biz gençlerimizi yargılayarak değil, onlara sahip çıkarak kazanabiliriz.

FARKÎN’İN KÖKLERİNE, İLMİNE VE İRFANINA DÖNELİM!

Ey Farkîn’in evlatları!

Bu topraklar nice bilginler, düşünürler, şairler ve gönül insanları yetiştirdi.

Silvan’ın taşında tarih, sokaklarında hatıra, kültüründe derin bir insanlık birikimi vardır.

Böylesine büyük bir mirasın sahipleri olarak bize düşen görev, geçmişin ihtişamını yalnızca anlatmak değil, o mirası bugünün gençleriyle geleceğe taşımaktır.

İlimden uzaklaşan bir toplum, geleceğinin ışığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

İrfandan uzaklaşan bir toplum, vicdanını ve dayanışma kültürünü zayıflatır.

Emeğin değerini unutan bir toplum ise kolay kazanç vaatlerinin tuzağına daha açık hâle gelir.

Oysa bizim kültürümüzde alın teri vardır.

Bizim geleneğimizde paylaşmak, dayanışmak, komşusunun derdiyle dertlenmek vardır.

Bizim tarihimizde insanı yaşatmak, bilgiyi yüceltmek ve toplumsal değerleri korumak vardır.

Öyleyse gençlerimize yalnızca geçmişimizin büyüklüğünü anlatmayalım; o geçmişe yakışır bir gelecek de hazırlayalım.

Bir kupon yerine bir kitap, bir bahis yerine bir hedef, uyuşturucunun sahte dünyası yerine sporun, sanatın ve bilimin aydınlığını sunalım.

Ve gençlerimize şu sözü verebilelim:

*“Siz yeter ki hayallerinizden vazgeçmeyin, biz sizin yanınızda olacağız!”*

BİZİM KAYBEDECEK TEK BİR GENCİMİZ YOK!

Bugün Silvan’ın sokaklarında yürüyen her genç, yarının öğretmeni, doktoru, gazetecisi, sanatçısı, esnafı, bilim insanı ya da toplumuna öncülük edecek bir bireyi olabilir.

Kim bilir, belki bugün umutsuzluk yaşayan bir gencimiz yarın yüzlerce insanın hayatına dokunacaktır.

Yeter ki onu yalnız bırakmayalım.

Yeter ki bir hata yaptı diye geleceğinden vazgeçmeyelim.

Yeter ki gençlerimizi karanlığa mahkûm etmek yerine aydınlığa ulaşabilecekleri yolları birlikte açalım.

Uyuşturucuya karşı bilinçle, yasa dışı kumara karşı kararlılıkla, bağımlılığa karşı dayanışmayla mücadele edelim.

Silvan’ın adı uyuşturucuyla, kumarla, bağımlılıkla ve kaybolan hayatlarla değil; ilimle, irfanla, kültürle, sanatla, üretimle ve yetiştirdiği değerli insanlarla anılsın.

Çünkü bir şehrin gerçek büyüklüğü, yalnızca geçmişindeki medeniyetlerle değil, bugün gençlerine sunduğu imkânlarla ve yarınlara bıraktığı umutla ölçülür.

SON SÖZ: EY SİLVAN HALKI, UYANIK OLALIM!

Ey sevgili Silvan halkı!

Ey Farkîn’in onurlu evlatları!

Bu çağrı, herhangi bir kişiye ya da kuruma yönelik suçlama değil; hepimizin vicdanına yöneltilmiş bir sorumluluk çağrısıdır.

Gelin, çocuklarımızın gözlerindeki umudu koruyalım.

Gelin, ailelerimizin yüreğindeki endişeyi dayanışmayla azaltalım.

Gelin, gençlerimizi uyuşturucunun, sanal bahislerin ve bağımlılığın karanlığına terk etmeyelim.

Birbirimizin çocuklarını kendi çocuklarımız gibi görelim.

Bir gencimiz düştüğünde elinden tutalım. Bir ailemiz çaresiz kaldığında kapısını çalalım. Bir evladımız yardım istediğinde ona sırtımızı dönmeyelim.

*Çünkü bizim kaybedecek tek bir gencimiz bile yok!*

Bizim yaşatacağımız bir tarihimiz, koruyacağımız bir kültürümüz, sahip çıkacağımız bir kimliğimiz ve geleceğe taşıyacağımız onurlu bir mirasımız var.

Farkîn yeniden ilimle anılsın.

Silvan yeniden irfanla yükselsin.

Gençlerimizin yüzü gülsün, ailelerimizin ocaklarında umut eksilmesin.

Ve unutmayalım:

*Bir şehri ayakta tutan yalnızca tarihî surları, camileri, medreseleri ve taş yapıları değildir. Bir şehri asıl yaşatan, geleceğine sahip çıkan insanları ve umutla büyüyen gençleridir.*

Bugün gençlerimize sahip çıkmazsak yarın tarihimize sahip çıktığımızı söylemenin de bir anlamı kalmayacaktır.

*FARKÎN’İN EVLATLARINA SAHİP ÇIKALIM!*

*SİLVAN’IN KÖKLERİNE, İLMİNE VE İRFANINA SAHİP ÇIKALIM!*

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.