İhsan Yılmaz
Köşe Yazarı
İhsan Yılmaz
 

Bir Ödül Gecesinden Daha Fazlası: GGC’de Değişen Nedir?

İhsan Yılmaz Bazı geceler bittiğinde geriye yalnızca ödül alanların isimleri kalır. Bazı geceler ise bir kurumun neye dönüştüğünü gösterir. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin 40’ıncı “Yılın Başarılı Gazetecileri” ödül töreninden ayrılırken benim aklımda kalan, tam da bu değişim oldu. 19 Eylül’de Turistik Palas Otel’de siyasetçiler, bürokratlar, sivil toplum temsilcileri, gazeteciler ve aileleri bir aradaydı. On iki eser ödüle layık görüldü. Alkışlar yükseldi, plaketler takdim edildi. Fakat geceye değerini veren yalnızca kalabalık ya da törenin görkemi değildi. GGC, gazetecilik emeğini görünür kılarken mesleğin hafızasına, özgürlüğüne ve geleceğine de yer açtı. Bu yıl hayatını kaybeden Ekrem Sunar, Bülent Boztepe ve Ertuğrul Pirinççioğlu’nun isimlerinin ödül kategorilerinde yaşatılması bunun en dokunaklı örneklerinden biriydi. Bir gazetecinin ardından yapılabilecek en anlamlı şeylerden biri, adını yeni bir haberin, yeni bir röportajın ve genç bir meslektaşının başarısında yaşatmaktır. Gecenin bir başka güçlü anı, Jüri Özel Ödülü’nün Gülistan Doku’nun ailesine verilmesiydi. Ödülü ablası Aygül Doku aldı. O an salondaki herkes bir kez daha hatırladı: Gazetecilik, yalnızca olup biteni kayda geçirmek değildir; yanıt bekleyen soruların unutulmasına da izin vermemektir. Mutlu Kaya’ya verilen 40. Yıl Özel Ödülü, mücadelesini sürdüren bir kadının sesine kulak verdi. Seyrantepe İlkokulu öğrencilerinin hazırladığı gazetenin ödüllendirilmesi ise gecenin yüzünü geleceğe çevirdi. Bir yanda yıllarını mesleğe vermiş gazetecilerin anısı, öte yanda ilk haberlerini hazırlayan çocukların heyecanı vardı. GGC’nin kurduğu bağ, işte bu yüzden kıymetliydi. GGC Başkanı Felat Bozarslan konuşmasında basın ve ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını ve gazetecilik etiğini vurguladı. “Artık barışın, umudun, hoşgörünün” haberlerini yapmak istediklerini söylerken bölge gazetecilerinin yıllardır tanıklık ettiği acıları da hatırlattı. Bu sözler, salondaki birçok gazeteci için uzak bir temenni değildi. Çünkü bizler haberini yaptığımız olayların yaşandığı sokaklarda yürüdük; insanların sevincini de yasını da yakından gördük. Diyarbakır Vali Vekili Yusuf Melikşah Aydın’ın basın özgürlüğü ve meslek ilkelerine ilişkin değerlendirmeleri ile Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük’ün basın müzesi önerisi de gecenin önemli başlıklarıydı. Özellikle basın müzesi düşüncesi üzerinde durmaya değer. Diyarbakır’ın gazetecilik birikimi, yalnızca arşivlerde saklanacak bir geçmiş değil; genç kuşaklara anlatılacak canlı bir hafızadır. Yazılı haberden fotoğrafa, Kürtçe programdan radyo yayıncılığına kadar farklı alanlarda verilen ödüller, bölgedeki gazeteciliğin çeşitliliğini gösterdi. Zazaki News ve Botan International’a verilen basın özgürlüğü ödülleri de bu çeşitliliğin ancak özgür bir ortamda gelişebileceğini hatırlattı. Bugün GGC’ye baktığımda, yalnızca tören düzenleyen bir meslek örgütü görmüyorum. Gazetecilik emeğini ciddiye alan, mesleğin kaybettiklerini unutmayan, yeni kuşaklara kapı açan ve kamusal tartışmada sözü ağırlık taşıyan prestijli bir cemiyet görüyorum. Bu konuma bir gecede gelinmedi. Yıllar içinde verilen emek, kurulan bağlar ve üstlenilen sorumluluklar GGC’yi bugüne taşıdı. Elbette bir kurumun prestiji, salonun doluluğuyla ölçülmez. Asıl ölçü, ışıklar söndükten sonra da gazetecinin yanında durabilmesidir. GGC’nin bugünkü gücü, bu sorumluluğu daha da büyütüyor. 40’ıncı ödül gecesinden geriye benim için şu duygu kaldı: Bir şeyler değişiyor. Gazetecilerin emeğine verilen değer büyüyor; mesleğin hafızası daha güçlü sahipleniliyor. Şimdi bu değişimi yılın her gününde, her haberin ve her gazetecinin yanında hissedebilmek gerekiyor.
Ekleme Tarihi: 29 Eylül 2026 -Salı
İhsan Yılmaz

Bir Ödül Gecesinden Daha Fazlası: GGC’de Değişen Nedir?

İhsan Yılmaz

Bazı geceler bittiğinde geriye yalnızca ödül alanların isimleri kalır. Bazı geceler ise bir kurumun neye dönüştüğünü gösterir. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin 40’ıncı “Yılın Başarılı Gazetecileri” ödül töreninden ayrılırken benim aklımda kalan, tam da bu değişim oldu.

19 Eylül’de Turistik Palas Otel’de siyasetçiler, bürokratlar, sivil toplum temsilcileri, gazeteciler ve aileleri bir aradaydı. On iki eser ödüle layık görüldü. Alkışlar yükseldi, plaketler takdim edildi. Fakat geceye değerini veren yalnızca kalabalık ya da törenin görkemi değildi. GGC, gazetecilik emeğini görünür kılarken mesleğin hafızasına, özgürlüğüne ve geleceğine de yer açtı.

Bu yıl hayatını kaybeden Ekrem Sunar, Bülent Boztepe ve Ertuğrul Pirinççioğlu’nun isimlerinin ödül kategorilerinde yaşatılması bunun en dokunaklı örneklerinden biriydi. Bir gazetecinin ardından yapılabilecek en anlamlı şeylerden biri, adını yeni bir haberin, yeni bir röportajın ve genç bir meslektaşının başarısında yaşatmaktır.

Gecenin bir başka güçlü anı, Jüri Özel Ödülü’nün Gülistan Doku’nun ailesine verilmesiydi. Ödülü ablası Aygül Doku aldı. O an salondaki herkes bir kez daha hatırladı: Gazetecilik, yalnızca olup biteni kayda geçirmek değildir; yanıt bekleyen soruların unutulmasına da izin vermemektir.

Mutlu Kaya’ya verilen 40. Yıl Özel Ödülü, mücadelesini sürdüren bir kadının sesine kulak verdi. Seyrantepe İlkokulu öğrencilerinin hazırladığı gazetenin ödüllendirilmesi ise gecenin yüzünü geleceğe çevirdi. Bir yanda yıllarını mesleğe vermiş gazetecilerin anısı, öte yanda ilk haberlerini hazırlayan çocukların heyecanı vardı. GGC’nin kurduğu bağ, işte bu yüzden kıymetliydi.

GGC Başkanı Felat Bozarslan konuşmasında basın ve ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını ve gazetecilik etiğini vurguladı. “Artık barışın, umudun, hoşgörünün” haberlerini yapmak istediklerini söylerken bölge gazetecilerinin yıllardır tanıklık ettiği acıları da hatırlattı. Bu sözler, salondaki birçok gazeteci için uzak bir temenni değildi. Çünkü bizler haberini yaptığımız olayların yaşandığı sokaklarda yürüdük; insanların sevincini de yasını da yakından gördük.

Diyarbakır Vali Vekili Yusuf Melikşah Aydın’ın basın özgürlüğü ve meslek ilkelerine ilişkin değerlendirmeleri ile Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük’ün basın müzesi önerisi de gecenin önemli başlıklarıydı. Özellikle basın müzesi düşüncesi üzerinde durmaya değer. Diyarbakır’ın gazetecilik birikimi, yalnızca arşivlerde saklanacak bir geçmiş değil; genç kuşaklara anlatılacak canlı bir hafızadır.

Yazılı haberden fotoğrafa, Kürtçe programdan radyo yayıncılığına kadar farklı alanlarda verilen ödüller, bölgedeki gazeteciliğin çeşitliliğini gösterdi. Zazaki News ve Botan International’a verilen basın özgürlüğü ödülleri de bu çeşitliliğin ancak özgür bir ortamda gelişebileceğini hatırlattı.

Bugün GGC’ye baktığımda, yalnızca tören düzenleyen bir meslek örgütü görmüyorum. Gazetecilik emeğini ciddiye alan, mesleğin kaybettiklerini unutmayan, yeni kuşaklara kapı açan ve kamusal tartışmada sözü ağırlık taşıyan prestijli bir cemiyet görüyorum. Bu konuma bir gecede gelinmedi. Yıllar içinde verilen emek, kurulan bağlar ve üstlenilen sorumluluklar GGC’yi bugüne taşıdı.

Elbette bir kurumun prestiji, salonun doluluğuyla ölçülmez. Asıl ölçü, ışıklar söndükten sonra da gazetecinin yanında durabilmesidir. GGC’nin bugünkü gücü, bu sorumluluğu daha da büyütüyor.

40’ıncı ödül gecesinden geriye benim için şu duygu kaldı: Bir şeyler değişiyor. Gazetecilerin emeğine verilen değer büyüyor; mesleğin hafızası daha güçlü sahipleniliyor. Şimdi bu değişimi yılın her gününde, her haberin ve her gazetecinin yanında hissedebilmek gerekiyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malabadigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.