Bir halkın tarihini yalnızca kitaplarda, arşivlerde ya da tarihî belgelerde arayamazsınız. Bazen bir annenin söylediği ninnide, bazen bir dengbêjin yaktığı kilamda, bazen de yüzyıllardır dilden dile dolaşan bir stranın sözlerinde saklıdır o tarih.
Kürt müziği de işte böyle bir hafızadır. Acının, sevdanın, sürgünün, direnişin, ayrılığın ve umudun sesidir.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan bir araştırma önergesi, yıllardır tartışılan önemli bir meseleyi yeniden gündeme taşıdı.
DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar, Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt müziğine yönelik uygulamaların araştırılması ve Türkçeye uyarlanan Kürtçe eserlerin özgün kimlikleriyle yeniden tescil edilmesi amacıyla TBMM'ye araştırma önergesi sundu.
Müzikolog Veysi Varlı'nın araştırmasına dayandırılan bilgilere göre, incelenen 28 bin şarkı içerisinde 4 bin 971 Kürtçe eserin Türkçeye çevrildiği belirtiliyor.
Bu rakamlar, üzerinde ciddiyetle durulması gereken iddiaları gündeme getiriyor.
Çünkü bir eserin dilini değiştirmek yalnızca kelimelerini değiştirmek değildir. O eserin doğduğu coğrafyayı, yaşanmışlığını, kültürel kimliğini ve tarihsel hafızasını da etkileyebilir.
Ancak ben bugün bu araştırma önergesine farklı bir pencereden bakmak ve naçizane bir öneride bulunmak istiyorum.
CEWAD MERWANÎ'NİN EMEĞİ GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ
Kürt müziğinin araştırılması, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması söz konusu olduğunda, yıllarını bu alana adamış önemli bir sanatçı ve araştırmacıyı hatırlatmak istiyorum:
Kürt sanatçı ve müzik araştırmacısı Cewad Merwanî.
Merwanî'nin Kürt müzik tarihi açısından son derece kıymetli bir çalışması bulunuyor.
Erivan Radyosu'nun Kürtçe müzik arşivinde yer alan yaklaşık bin şarkının sözlerini ve notalarını dört yıllık titiz bir araştırmanın ardından dört ciltlik kitap hâline getirdi.
Üstelik bununla da yetinmedi. Arşivde bulunan eserlerin özgün ses kayıtlarını içeren bir DVD hazırlayarak bu kültürel mirasın yalnızca yazılı değil, işitsel olarak da korunmasına katkı sundu.
Bu, sıradan bir kitap çalışması değildir.
Bu çalışma, unutulmaya yüz tutmuş seslerin yeniden hayat bulmasıdır. Bir halkın hafızasının kaybolmaması için verilen büyük bir emektir.
Merwanî'nin açıklamalarına göre, yürütülen daha geniş arşiv çalışmaları kapsamında 42 binden fazla klasik Kürtçe şarkı da derlenmiş durumda.
Düşünebiliyor musunuz?
42 binden fazla eser!
Her birinin ardında bir hikâye, bir yaşanmışlık, bir coğrafya ve bir kültürel miras var.
Böylesine kapsamlı bir birikim, Kürt müziğinin tarihsel geçmişini araştırmak isteyen herkes için son derece önemli bir başvuru kaynağı olabilir.
TBMM BU ARŞİVDEN YARARLANMALI
Buradan başta araştırma önergesini sunan Zülküf Uçar olmak üzere bütün milletvekillerine bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Eğer gerçekten Kürt müziğinin tarihsel geçmişi araştırılacaksa, bu araştırma yalnızca devlet arşivleriyle sınırlı kalmamalıdır.
TRT arşivleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtları, geçmişte yapılan derleme çalışmaları elbette incelenmelidir.
Ancak aynı zamanda Kürt sanatçıların, dengbêjlerin, müzik araştırmacılarının ve yıllardır bireysel çabalarıyla kültürel mirası korumaya çalışan insanların birikimlerinden de yararlanılmalıdır.
Bu noktada Cewad Merwanî'nin dört ciltlik Erivan Radyosu Kürtçe Şarkı Arşivi çalışması mutlaka değerlendirilmelidir.
Hatta mümkünse kendisi TBMM'de kurulacak araştırma komisyonuna davet edilmeli, bilgi ve belgelerine başvurulmalıdır.
Çünkü yıllarını bir halkın müziğini araştırmaya adamış insanların ortaya koyduğu emek, herhangi bir resmî arşiv kadar değerli olabilir.
Merwanî'nin derlediği eserlerle TRT ve diğer kurumların kayıtları karşılaştırılabilir. Şarkıların özgün dilleri, sözleri, melodileri, kaynak kişileri ve tarihsel geçmişleri bilimsel yöntemlerle incelenebilir.
Böylelikle hangi eserlerin farklı dillerde kaydedildiği, hangilerinin uyarlama olduğu ve hangilerinin kaynak bilgilerinin eksik bırakıldığı daha sağlıklı biçimde ortaya çıkarılabilir.
Burada amaç, müzik üzerinden yeni bir ayrışma yaratmak değil, tarihsel gerçekleri bilimsel verilerle açığa çıkarmak olmalıdır.
BİR HALKIN MÜZİĞİ, O HALKIN TAPUSUDUR
Kürt müziği yalnızca eğlence aracı değildir.
Dengbêjlerin sesinde ağıtlar vardır. Sürgüne gönderilenlerin özlemi, kavuşamayan sevdalıların hikâyeleri, toprağından koparılan insanların acıları vardır.
Erivan Radyosu'nun Kürt kültürel hafızasında böylesine önemli bir yere sahip olmasının nedeni de budur.
Kürtçenin kamusal alanda ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığı dönemlerde, Erivan'dan yükselen Kürtçe sesler birçok insan için kendi dilini ve kültürünü duyabilmenin yollarından biri oldu.
O sesler sınırları aştı, evlere ulaştı, hafızalarda yer etti.
Bugün Cewad Merwanî gibi araştırmacıların yaptığı çalışmalar sayesinde bu eserlerin önemli bir bölümü yeni kuşaklara aktarılabilecek kaynaklara dönüşüyor.
İşte bu nedenle böyle çalışmaların desteklenmesi, korunması ve akademik araştırmalara kazandırılması gerekiyor.
KÜRT MÜZİĞİNE SAHİP ÇIKMAK ORTAK SORUMLULUKTUR
Zülküf Uçar'ın TBMM'ye sunduğu araştırma önergesini kültürel mirasın korunması açısından önemli buluyorum.
Ancak bu girişimin yalnızca bir siyasi tartışma olarak kalmamasını diliyorum.
Kürt müziğinin geçmişini araştırmak, yalnızca Kürtlerin değil, bu coğrafyanın ortak kültürel tarihini anlamak açısından da önemlidir.
Üniversiteler, müzikologlar, dil bilimciler, tarihçiler ve sanatçılar bu sürece katılmalıdır.
Kürtçe eserlerin özgün kayıtları korunmalı, kaynak bilgileri bilimsel olarak belirlenmeli ve gelecek kuşakların erişebileceği kapsamlı bir dijital müzik arşivi oluşturulmalıdır.
Ve en önemlisi, bu alanda yıllardır emek veren insanların çalışmaları unutulmamalıdır.
Benim önerim açıktır:
TBMM'de Kürt müziği üzerine kapsamlı bir araştırma yapılacaksa Cewad Merwanî'nin dört ciltlik Erivan Radyosu arşivi ve derlediğini açıkladığı 42 bini aşkın klasik Kürtçe eser mutlaka araştırmanın kaynakları arasında yer almalıdır.
Çünkü kültürel mirası korumak, yalnızca geçmişi sahiplenmek değildir. Geleceğe karşı sorumluluk taşımaktır.
Bir halkın şarkılarını susturabilirsiniz, dilini kamusal yaşamdan uzaklaştırabilirsiniz, eserlerini başka isimlerle kayda geçirebilirsiniz.
Ama o şarkıların doğduğu toprakların hafızasını bütünüyle silemezsiniz.
Unutmayalım ki bir halkın müziği onun sesi, dili onun kimliği, kültürü ise geleceğe bıraktığı en büyük mirastır.
Ve o miras, ait olduğu kimlikle yaşamalıdır.